Yeni Mesaj Yaz
-
Tüm Yazilar
-
Bilgilerim
Metin Lokumcu
Yolunuz açýk olsun Hocam...
02.10.2011
Deniz, Yusuf, İnan...
03.05.2011
HİLMİ KUMAN
UÐURLAR OLSUN...
Sözün bittiði yerde, söylenecek bir þey kalmadýðý yerdeyiz.
Hayata direniþi, Beþiktaþ sevgisi, Beyefendiliðin unutulmayacak...
Uðurlar olsun Hilmi Baþkan...
09.04.2011
YOK
...
20.02.2011
İBRAHİM ÜZÜLMEZ
Gerçek bir futbol emekçisi...
15.02.2011
HRANT DİNK
Tüm Hristiyan ve Ermeni kardeþlerimizin bayramý kutlu olsun.
Ne Ýsa’ya yaranabildi, ne Musa’ya. Zor iþti memlekette adam olmasý. Oldu. Katledildi. Lanet olsun! Dink’in yolu açýk olsun…
06.01.2011
İRLANDALILAR
Aradýk, bulamadýk, kendimiz Ýrlandalý olduk. Zaten Ýrlandalýydýk:))
Nice yýllara
Ýçinizdeki Beþiktaþlýlar.
Ýçinizdeki Ýrlandalýlar;
Ahmet Aþçý, Hüseyin Ertaç, Cumhur Þimþek, Cem Çýkýn, Volkan Aðfaloðlu, Özgür Mert Balcý, Göksel Duyum, Mesut Urgancýlar.
31.12.2010
İRLANDALILAR
Aradýk bulamadýk... Zaten Ýrlandalýydýk.
Nice Yýllara.
Ýçinizdeki Beþiktaþlýlar. Ýçinizdeki Ýrlandalýlar.
Ahmet Aþçý, Hüseyin Ertaç, Cumhur Þimþek, Cem Çýkýn, Volkan Aðfaloðlu, Özgür Mert Balcý, Göksel Duyum ve Mesut Urgancýlar.
31.12.2010
ERDAL EREN
Yaþý büyütülerek asýldý. Salt aleme ibret olsun diye cuntacýlar tarafýndan idam edildi. 17 yaþýndaydý. YDGD üyesiydi. (Yurtsever Devrimci Gençlik Derneði - Halkýn kurtuluþu)
Cuntacýlar kendi yasalarýný yarattýlar. Yargýlanmamak üzere. Birileri geldi el öptüðü, diz çöktüðü, beslendiði yerde ''Yargýlayacaðýz'' Dedi. Ama bunlar hepimizin bildiði gibi referandumla kendi yeni yasalarýný yaptýlar. Eskiyi yargýlayamadýlar.
Hiç kimsenin olmadýðý yerde ERDAL EREN ölü bile olsa Haftanýn deðil, çocukluðumuzun Ýrlandalýsýdýr...
18.12.2010
Zeki Demirkubuz
Zeki Demirkubuz, bu topraklarýn yetiþtirdiði en deðerli yönetmenlerden biri, kendini öyle nitelendirmese bile… C Blok'la baþladýðý serüvenini sýrasýyla Masumiyet, Üçüncü Sayfa, Ýtiraf, Yazgý, Bekleme Odasý ve Kader'le devam ettirdi. Ýnsaný, salt insan doðasýný tüm veçheleriyle ortaya koymasýyla kendine ait bambaþka bir sinema dili oluþturdu. Bilenler, tanýyanlar için ise çok iyi bir Beþiktaþ taraftarý. Beþiktaþ'ýn maçlarýný kendine ait locasýndan deðil kendini ait hissettiði Kapalý'dan seyrediyor. Beþiktaþ'a, futbola ve sinemaya ait tüm merak ettiklerimize sinemasý gibi sahici bir dille cevap verirken ekliyor: "Bütün suçlarýna, günahlarýna, kabahatlerine raðmen bence futbol olgusundaki en masum kitle hâlâ taraftarlardýr."
30.10.2010
JULIO SERGIO
AYAK BÝLEÐÝ KIRILDI AMA OYUNDAN ÇIKMADI
Serie A'da 4. hafta dün akþam oynanan karþýlaþmalarla geçilirken Brescia - Roma maçýnda futbol sahalarýnda pek de tanýklýk etmediðimiz görüntüler yaþandý. Karþýlaþmanýn 90+2. dakikasýnda yaþanan bir pozisyonda Brescia formasý giyen Kone ile çarpýþan Roma kalecisi Julio Sergio acý içerisinde yerde kaldý. Yerden uzun süre kalkamayan Sergio'nun ayak bileðinin kýrýldýðý belirtilse de Roma 3 oyuncu deðiþikliði yaptýðý için Brezilyalý file bekçisi kalan dakikalarda kalesini korumaya devam etti. Aðlayarak kalesini korumaya devam eden baþarýlý file bekçisi maçýn bitiþ düdüðü ile fenalaþarak kendini kale direðinin önüne býraktý. Teknik ekibin ve takým arkadaþlarýnýn omuzlarýnda sahayý terkeden Sergio'nun bu görüntüleri yürekleri burktu. Öte yandan Brescia, karþýlaþmadan 2-1 galip ayrýldý.
24.09.2010
MİKAİL
Gözlere bakýn, o nasýl Kürt yeþili isyan; buyur buradan yak açýlýmýný Tayyip Abi der gibi.
Burnun yassýlýðý ve yanaðýn derin çizgisini; yaþadýðý hayat kadar zor iklimin kartal pençesi çizmiþ gibi
Kirden, pastan topazlanmýþ saçlarýn varsýn baharý beklesin, üstündeki forman kadar alnýn da, bahtýn da açýk olsun
Kartalým benim, koçum Mikail’im.
15.03.2010
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Ýngiliz’ine Ýrlandalý,
Emperyalistine Ýrlandalý,
Mandacýsýna Ýrlandalý,
Saltanata Ýrlandalý,
Þeriata Ýrlandalý.
Kurduðu Cumhuriyeti el altýndan yok etmeye çalýþanlara da Ýrlandalý.
Biz O’na da sevdalýyýz...
10.11.2009
LÖSEV
Binbir saçmalýk tv dizilerinde, hasta olan çocuðu için patronuyla yatmaya giden ve bilmem kaç bin dolar isteyen bir kadýn vardý. Yurdumuzun medyasý LÖSEV’i görmezlikten geldi. Adý bile geçmiyordu o zamanlar. Oysa LÖSEV yýllardan beri çocuklar için ücretsiz tedavi olanaðý saðlýyordu. Þimdi LÖSEV Ankara’da Lösemili Çocuklar Köyü kuruyor. Çocuklarýmýzýn bir köyü olacak. Þimdi medyaya kapak oldu. Olsun...
http://www.losev.org.tr/v2/tr/
06.11.2009
MERCEDES SOSA
1976’da Jorge Vileda komutanlýðýnda yapýlan askeri darbenin ardýndan ülkesi Arjantin zor günler yaþamaya baþladý. Politik tavrýndan ve müziðinden ödün vermeyen Sosa 1979’da La Plata’da verdiði konser sýrasýnda sahnede gözaltýna alýndý. Bu olaydan sonra Arjantin’de þarký söylemesi yasaklandý ve sanatçý sürgün hayatý yaþamak zorunda kaldý. Sosa, ülkesine ancak 1982’de dönebildi.
Bu tarihten itibaren müzik çalýþmalarýna devam eden sanatçý 30’u aþkýn albüme imza attý. Tüm dünyada konserler verdi. Saðlýðý bozulana kadar müzik çalýþmalarýna ve politik mücadelesine devam etti. 74 yaþýnda güzel sesini kulaklarýmýzda ve kalbimizde býrakarak aramýzdan ayrýlmýþtýr."gracias a la vida" Mercedes Sosa'yý dinlediðimiz için.
Teþekkürler hayat, bütün verdiklerin için
Ýki göz verdin bana, her açtýðýmda onlarý
Kusursuzca ayýrt edebiliyorum siyahý beyazdan,
Ve cennetin yýldýzlý görüntüsünü,
ve de kalabalýklar içerisindeki sevdiðimi
14.10.2009
AZİZ NESİN VAKFI
Nesin Vakfý'nýn amacý, eðitim olanaklarýndan yoksun çocuklarýn, tükettiðinden çok üreten, toplumsal sorumluluðu olan, özgüvenli ve özverili, kendini sürekli geliþtiren, kendine ve dünyaya eleþtirel gözle bakan, topluma yararlý bireyler olarak yetiþmelerini saðlamaktýr. Çocuklar toplumda kendi baþlarýna ayakta durabilecek eðitim, beceri ve olgunluk düzeyine eriþtikten sonra Nesin Vakfý'ndan kendi istekleriyle ayrýlýrlar. Nesin Vakfý'nýn bugünkü mali ve fiziksel kapasitesi kýrk dolayýnda çocuk barýndýrmaya uygundur. Kapasite aþýlmýþtýr, ama çocuklar bu durumdayken aþýlmamasý mümkün müdür? Çocuklarýna sahip çýkmayan sistem, üstüne üstlük, çocuklara sahip çýkan bir vakfýn çocuklarýna çamur atýyor. Var olaný sel aldý götürdü. Þimdilerde yeniden var olacaklar. Binlerce tarikat yurduna karþý Don Kiþot Nesin Vakfý Haftanýn Ýrlandalýsý olmayý hak ediyor.
28.09.2009
ADANADEMİRSPOR
Yeþil sahalarý, yeþil sermayanin ve ýrkçý milliyetçiliðin zaptettiði bu günlerde hala umutlu olmamýza neden olduklarý için Adanademirspor haftanýn Ýrlandalýsý...
05.09.2009
VEDAT OKYAR (Vedat Abi)
Aðabey. Hesap edememiþtik bu gitmelerini. Hayatta kimseye kazýk atmadýn ama bu sefer kötü kazýk attýn bize.
14.07.2009
TÜRKAN SAYLAN
Darbeye, þeriata, kansere, cüzzama, cehalete karþý...
Daha önce kendisini burada Haftanýn Ýrlandalýsý olarak aðýrlamýþtýk ama ölümünün hýzlanmasýný engelleyemedik. Yolun açýk olsun hocam...
18.05.2009
PINAR SELEK
Pýnar'a tanýðýz
Brecht’in sözünü hatýrlamamak ne mümkün: “Birini öldürmenin çeþitli yollarý vardýr. Karnýna bir býçak saplarsýnýz, ekmeðini çalarsýnýz, hastalýðýný saðaltmazsýnýz, berbat bir evde yaþatýrsýnýz, ölümüne çalýþtýrýrsýnýz, intihara sürüklersiniz, savaþa yollarsýnýz, vb. Memleketimizde bunlarýn çok azý yasaktýr.”
Kardeþimiz Pýnar Selek için birilerinin bundan yýllarca önce ölüm fermaný çýkarmýþ olduðunu biliyoruz. Onu yok etmek için seferberlik halinde olanlar asla vazgeçmiyor.
Pekiyi, bu devletin bir türlü hazmedemediði bu genç kadýn; Pýnar Selek kim?
Bilmeyen, hatýrlamayan, ilgilenmemiþ olanlar için her yerde bulunabilecek soðuk mu soðuk bir biyografiyle baþlamalý kanýmca:
“1971 Ýstanbul doðumlu sosyolog, araþtýrmacý ve yazar Pýnar Selek, Notre dame De Sion Lisesi’nde ortaöðretimini tamamladý. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirdi. Ayný üniversitede sosyoloji yüksek lisansýný tamamladý. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesi’nde ekonomi-politik dersleri aldý.
Dýþlananlarýn ve birbirini dýþlayanlarýn ortak atölyesi olan ‘Sokak Sanatçýlarý Atölyesi’nin kuruluþuna öncülük etti.
Amargi Kadýn Dayanýþma Kooperatifi kurucularýndan ve aktivistlerindendir. Barýþ ve Ýnsan Haklarý’yla ilgili çalýþan birçok STK ve harekete destek vermektedir. Ayrýca Amargi Feminist Teori Dergisi editörlüðünü yapmaktadýr.
Çeþitli dergilerde makaleleri yayýmlanan ve bir dönem Özgür Gündem gazetesinde köþe yazarlýðý yapan Selek’in EZLN Zapatist hareketin bildirileri ve Marcos’un mektuplarýndan oluþan ‘Ya Basta! Artýk Yeter’ adlý çeviri/derleme çalýþmasý 1996 yýlýnda Belge Yayýnlarý’ndan; Ülker Sokak’ta travesti ve transseksüellerin dýþlanmasýný konu alan ‘Maskeler, Süvariler, Gacýlar’ adlý araþtýrmasý 2001 yýlýnda Aykýrý Yayýnlarý’ndan; barýþ mücadelesinin ve genel anlamda tüm sol muhalefetin yaþadýðý sorunlarýn da ele alýndýðý ‘Barýþamadýk’ kitabý 2004 yýlýnda Ýthaki Yayýnlarý’ndan; farklý sosyal koþullardan çok sayýda erkeðin askerlik deneyimleri hakkýndaki anlatýmlarýna dayanan araþtýrmasý ‘Sürüne Sürüne Erkek Olmak’ kitabý 2008 yýlýnda Ýletiþim Yayýnlarý’ndan; masal kitabý ‘Su Damlasý’ 2008 yýlýnda Özyürek Yayýnlarý’ndan çýktý.’
Bu biyografide Pýnar’ýn daha yirmili yaþlarýnda görmüþ olduðu aðýr iþkence, yýllarca hapislerde yatmýþlýðý, bitmez tükenmez davalarý yüreði kaldýramayýp ölen anacýðý, mesleðini deðiþtirip Hukuk okuyan ve ablasýnýn avukatý olan kýz kardeþi yok.
En önemlisi Pýnar’ýn her göreni sarýp sarmalayan ýþýðý, o kimselere benzemeyen sýcaklýðý, insana olan þaþýrtýcý inancý yok.
Geçtiðim ay, Yargýtay 9. Ceza Dairesi, kamuoyunda ‘Mýsýr Çarþýsý davasý’ olarak bilinen davayla ilgili temyiz incelemesini tamamlarken, Ýstanbul 12. Aðýr Ceza Mahkemesi’nin Pýnar için verdiði beraat kararýnýn bozulmasýna karar verdi. Daire, Selek’e eski TCK’nýn 125. maddesi kapsamýnda 36 yýl ceza verilmesi gerektiðine hükmetti.
Yüce adaletimiz, ‘bitti sanýyordunuz, deðil mi?’ diye hýnzýrca göz kýrpýyor.
Yýllarca süren, her türlü bilirkiþiden bomba deðil, gaz patlamasý olduðu üstüne rapor çýkmýþ olan dava bir kez daha ýsýtýlýyor.
10 yýlý geçmiþ, Pýnar filistin askýsýndayken yüzünü yumruklayan kahramanlar terfi etmiþ, iþ baþýnda. Onu en ufak bir ahlaki ve mesleki süzgeçten geçirmeden Apo’nun niþanlýsý ilan etmiþ olan Büyük gazetenin de nedamet getirdiðini hatýrlamýyoruz.
Hayat devam ediyor. Katiller, iþkenceciler, katliamcýlar vahþi Türkler cennetine kahaman olarak uðurlanýyor. Hayýr, devletin Pýnar’la iþi bitmemiþ daha.
Tanýyan bilir
Onun yüzünü görmüþ, sesini duymuþ, hayatýna tanýk olmuþ olan, bir katliamcý olamayacaðýný iyi bilir. Bunun kirli, alçakca bir yalan olduðunu bilir.
Pýnar, yaþatanlardandýr. Gitmek için yola çýkmýþlarý yolundan döndüren, onlarýn sýrtýný okþayýp haklarýný koruyandýr.
Sokak çocuklarýna sorun. Travestilere, transseksüellere sorun. Vahþi hayatýmýz kimi dýþýna itiyorsa, onlara sorun.
Açýp kitaplarýndan birkaç sayfa okumanýz yeterli. ‘Barýþamadýk’ýn önsözünü þöyle bitiriyordu: “Barýþýn penceresinden denize açýldým. Hapishanede.
Korsanlar yolumu defalarca kestiler ama onlarý her seferinde atlatarak size kadar...”
Pýnar Selek’le bir keresinde hapishaneden çýktýðýnda buluþmuþtuk. O sýralar 29 yaþýndaydý. Hayalî bombacý olarak iki buçuk yýlýný Ümraniye Cezaevi’nde geçirmiþ, kanlý bir ‘Hayata Dönüþ’ operasyonu ertesi tahliye edilmiþti. Çok þey görmüþ, çok yaradan yaralanmýþtý. Ama kendi olma, kendi kalma mücadelesini sürdürmeye yeminliydi. Güneþli bir sabah Pýnar Selek’le iki ajan gibi buluþtuðumuzu hatýrlýyorum. Ardýndaki gazeteci ve diðer meraklýlarý atlatarak randevu yerine geldi. Kendimize bir sýðýnak bulup uzun uzun konuþtuk. Beni en çok þaþýrtan, hiç acýlaþmamýþ olmasýydý. Coþkusundan, iyi bir dünyalý olma hevesinden hiçbir þey kaybetmemiþti. Ýnsana þu dünyada durduðu yeri zindan ediveren içtenliði hiç yara almamýþtý. Önce ondan sonra kendinizden kuþku duyar hale geliyor, bu gencecik insanýn inceliði, yumuþaklýðý, sevecenliði karþýsýnda kilitlenip kalýyordunuz. Kendi hakkýnda bir þey anlatýrken mahçup olan, tutuklandýðýnda yaþadýðý iþkenceden bahsetmeyi uygun bulmayan, maðduriyet dilinin refahýna bir an olsun sýðýnmayan Pýnar, kendini mümkünse unutturmak istiyordu. Kahramanlýða, önde durmaya yatkýn deðildi, dünyayla yüzleþme yordamý.
Yýllar önce daha gencecik bir kýzken sokak çocuklarýnýn arasýnda onlardan biri olarak dünyaya tutunma çabasýna tanýk olmuþtum. Sonra Ülker sokaktan üstlerine þanlý bayraklar sallanarak kovulan travestilerle birlikte, ayný kuytuda sabahladýðýna tanýk olmuþtum.
Pýnar Selek hakkýndaki duygularým hiç deðiþmedi.
Militarist vahþilerinki de.
Onlar, bu genç kadýnýn bombalardan daha güçlü olduðunu erken fark ettiler.
Her acýdan, her zulümden yüzünde ayný ýþýklý gülümseme, ayný tevazuuyla çýkýþý besbelli onlarý deli etti.
Onu benzetemediler.
Pýnar, etrafýna mutluluk ve güç saçarak kendi seçmiþ olduðu hayatý, kendi seçmiþ olduðu hayatýn müttefikleriyle birlikte sürdürüyor çünkü. Kadýnýn özgürleþmesinden, heteroseksizme karþý direnmekten, barýþýn önemli bir tetikleyicisi olan vicdani redden dem vuruyor çünkü.
‘Barýþamadýk’ kitabýnýn bir bölümüne epigraf olarak Gandhi’nin bir sözünü koymuþ: “Barýþçýl mücadelede en ufak bir kuþku baþarýsýzlýk için yeterlidir. Sonuna kadar baþarýlý olmanýn yolu saflýk ve dürüstlüktür.”
Onun yýllarýný çalan, iþkencecileri üstüne salýp canýný yakan, anasýný alan, hayatý ona zehretmeye çalýþanlara raðmen hep saf ve dürüst kaldý.
Biz, Pýnar Selek’i tanýyanlar, onun gözlerimizin önünde kaçak konumuna sürüklenerek, hapislerle, iþkencelerle ya da bitmek bilmeyen gerilimlerle öldürülmesine izin vermeyeceðiz.
Her þeyden önce onun sevgisine, barýþa olan inancýna, saflýk ve dürüstlükle beslediði umuduna tanýðýz. Tanýk olacaðýz.
Onun için toplanan yüzlerce insan arasýndan Deniz Türkali, tam da hissedip kuramadýðým cümleyi söylüyordu: “Pýnar’a çok özeniyorum.
Aslýnda herkesin Pýnarlaþmasýný istiyorum.”
Yýldýrým TÜRKER
13.04.2009
HENTBOL'ÜN KARTALLARI
Þampiyon oldular ve yine þampiyonluða koþuyorlar. Aylardýr para almadan forma aþkýna oynuyorlar. Challenge kupasýnda çeyrek finale kaldýlar ve finali hedefliyorlar. Daha ne olsun?
02.03.2009
BALIKÇI
Devlet Bakaný ve Baþmüzakereci Egemen Baðýþ Kadýn ve Aileden Sorumlu Devlet Bakaný Nimet Çubukçu ile birlikte AK Parti'nin Beþiktaþ Çarþýsý'ndaki seçim irtibat bürosunun açýlýþýna katýldý.
Açýlýþýn ardýndan merkezi gezen Baðýþ, daha sonra Balýk Pazarý'na giderek esnafla sohbet etti. Balýkçýlara ''Size Baþbakanýmýzýn selamýný getirdim. Desteðinizi bekliyoruz'' diyen Baðýþ, balýkçýlarýn sorunlarýný dinledi.
Hatýrýný sorduðu bir balýkçýnýn ''iþ yok'' sözlerine ''Ýþleri artýracaðýz inþallah. Hep beraber, dayanýþma içine girsek hallederiz'' yanýtýný veren Baðýþ, ziyaret ettiði bir baþka balýkçýnýn da iþsizlikten þikayet etmesi üzerine, ''Hatýrlýyorsunuz, adamýn biri anayasa fýrlatmýþtý, faizler bir gecede yükselmiþti. Halledeceðiz inþallah'' dedi.
Bunun üzerine balýkçý, “O adamýn biri deðil, Cumhurbaþkaný’ydý” diye yanýt verdi.
23.02.2009
PINAR SELEK
Pýnar'a tanýðýz
Brecht’in sözünü hatýrlamamak ne mümkün: “Birini öldürmenin çeþitli yollarý vardýr. Karnýna bir býçak saplarsýnýz, ekmeðini çalarsýnýz, hastalýðýný saðaltmazsýnýz, berbat bir evde yaþatýrsýnýz, ölümüne çalýþtýrýrsýnýz, intihara sürüklersiniz, savaþa yollarsýnýz, vb. Memleketimizde bunlarýn çok azý yasaktýr.”
Kardeþimiz Pýnar Selek için birilerinin bundan yýllarca önce ölüm fermaný çýkarmýþ olduðunu biliyoruz. Onu yok etmek için seferberlik halinde olanlar asla vazgeçmiyor.
Pekiyi, bu devletin bir türlü hazmedemediði bu genç kadýn; Pýnar Selek kim?
Bilmeyen, hatýrlamayan, ilgilenmemiþ olanlar için her yerde bulunabilecek soðuk mu soðuk bir biyografiyle baþlamalý kanýmca:
“1971 Ýstanbul doðumlu sosyolog, araþtýrmacý ve yazar Pýnar Selek, Notre dame De Sion Lisesi’nde ortaöðretimini tamamladý. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirdi. Ayný üniversitede sosyoloji yüksek lisansýný tamamladý. Fransa’da Sophiantipolis UDEL Üniversitesi’nde ekonomi-politik dersleri aldý.
Dýþlananlarýn ve birbirini dýþlayanlarýn ortak atölyesi olan ‘Sokak Sanatçýlarý Atölyesi’nin kuruluþuna öncülük etti.
Amargi Kadýn Dayanýþma Kooperatifi kurucularýndan ve aktivistlerindendir. Barýþ ve Ýnsan Haklarý’yla ilgili çalýþan birçok STK ve harekete destek vermektedir. Ayrýca Amargi Feminist Teori Dergisi editörlüðünü yapmaktadýr.
Çeþitli dergilerde makaleleri yayýmlanan ve bir dönem Özgür Gündem gazetesinde köþe yazarlýðý yapan Selek’in EZLN Zapatist hareketin bildirileri ve Marcos’un mektuplarýndan oluþan ‘Ya Basta! Artýk Yeter’ adlý çeviri/derleme çalýþmasý 1996 yýlýnda Belge Yayýnlarý’ndan; Ülker Sokak’ta travesti ve transseksüellerin dýþlanmasýný konu alan ‘Maskeler, Süvariler, Gacýlar’ adlý araþtýrmasý 2001 yýlýnda Aykýrý Yayýnlarý’ndan; barýþ mücadelesinin ve genel anlamda tüm sol muhalefetin yaþadýðý sorunlarýn da ele alýndýðý ‘Barýþamadýk’ kitabý 2004 yýlýnda Ýthaki Yayýnlarý’ndan; farklý sosyal koþullardan çok sayýda erkeðin askerlik deneyimleri hakkýndaki anlatýmlarýna dayanan araþtýrmasý ‘Sürüne Sürüne Erkek Olmak’ kitabý 2008 yýlýnda Ýletiþim Yayýnlarý’ndan; masal kitabý ‘Su Damlasý’ 2008 yýlýnda Özyürek Yayýnlarý’ndan çýktý.’
Bu biyografide Pýnar’ýn daha yirmili yaþlarýnda görmüþ olduðu aðýr iþkence, yýllarca hapislerde yatmýþlýðý, bitmez tükenmez davalarý yüreði kaldýramayýp ölen anacýðý, mesleðini deðiþtirip Hukuk okuyan ve ablasýnýn avukatý olan kýz kardeþi yok.
En önemlisi Pýnar’ýn her göreni sarýp sarmalayan ýþýðý, o kimselere benzemeyen sýcaklýðý, insana olan þaþýrtýcý inancý yok.
Geçtiðim ay, Yargýtay 9. Ceza Dairesi, kamuoyunda ‘Mýsýr Çarþýsý davasý’ olarak bilinen davayla ilgili temyiz incelemesini tamamlarken, Ýstanbul 12. Aðýr Ceza Mahkemesi’nin Pýnar için verdiði beraat kararýnýn bozulmasýna karar verdi. Daire, Selek’e eski TCK’nýn 125. maddesi kapsamýnda 36 yýl ceza verilmesi gerektiðine hükmetti.
Yüce adaletimiz, ‘bitti sanýyordunuz, deðil mi?’ diye hýnzýrca göz kýrpýyor.
Yýllarca süren, her türlü bilirkiþiden bomba deðil, gaz patlamasý olduðu üstüne rapor çýkmýþ olan dava bir kez daha ýsýtýlýyor.
10 yýlý geçmiþ, Pýnar filistin askýsýndayken yüzünü yumruklayan kahramanlar terfi etmiþ, iþ baþýnda. Onu en ufak bir ahlaki ve mesleki süzgeçten geçirmeden Apo’nun niþanlýsý ilan etmiþ olan Büyük gazetenin de nedamet getirdiðini hatýrlamýyoruz.
Hayat devam ediyor. Katiller, iþkenceciler, katliamcýlar vahþi Türkler cennetine kahaman olarak uðurlanýyor. Hayýr, devletin Pýnar’la iþi bitmemiþ daha.
Tanýyan bilir
Onun yüzünü görmüþ, sesini duymuþ, hayatýna tanýk olmuþ olan, bir katliamcý olamayacaðýný iyi bilir. Bunun kirli, alçakca bir yalan olduðunu bilir.
Pýnar, yaþatanlardandýr. Gitmek için yola çýkmýþlarý yolundan döndüren, onlarýn sýrtýný okþayýp haklarýný koruyandýr.
Sokak çocuklarýna sorun. Travestilere, transseksüellere sorun. Vahþi hayatýmýz kimi dýþýna itiyorsa, onlara sorun.
Açýp kitaplarýndan birkaç sayfa okumanýz yeterli. ‘Barýþamadýk’ýn önsözünü þöyle bitiriyordu: “Barýþýn penceresinden denize açýldým. Hapishanede.
Korsanlar yolumu defalarca kestiler ama onlarý her seferinde atlatarak size kadar...”
Pýnar Selek’le bir keresinde hapishaneden çýktýðýnda buluþmuþtuk. O sýralar 29 yaþýndaydý. Hayalî bombacý olarak iki buçuk yýlýný Ümraniye Cezaevi’nde geçirmiþ, kanlý bir ‘Hayata Dönüþ’ operasyonu ertesi tahliye edilmiþti. Çok þey görmüþ, çok yaradan yaralanmýþtý. Ama kendi olma, kendi kalma mücadelesini sürdürmeye yeminliydi. Güneþli bir sabah Pýnar Selek’le iki ajan gibi buluþtuðumuzu hatýrlýyorum. Ardýndaki gazeteci ve diðer meraklýlarý atlatarak randevu yerine geldi. Kendimize bir sýðýnak bulup uzun uzun konuþtuk. Beni en çok þaþýrtan, hiç acýlaþmamýþ olmasýydý. Coþkusundan, iyi bir dünyalý olma hevesinden hiçbir þey kaybetmemiþti. Ýnsana þu dünyada durduðu yeri zindan ediveren içtenliði hiç yara almamýþtý. Önce ondan sonra kendinizden kuþku duyar hale geliyor, bu gencecik insanýn inceliði, yumuþaklýðý, sevecenliði karþýsýnda kilitlenip kalýyordunuz. Kendi hakkýnda bir þey anlatýrken mahçup olan, tutuklandýðýnda yaþadýðý iþkenceden bahsetmeyi uygun bulmayan, maðduriyet dilinin refahýna bir an olsun sýðýnmayan Pýnar, kendini mümkünse unutturmak istiyordu. Kahramanlýða, önde durmaya yatkýn deðildi, dünyayla yüzleþme yordamý.
Yýllar önce daha gencecik bir kýzken sokak çocuklarýnýn arasýnda onlardan biri olarak dünyaya tutunma çabasýna tanýk olmuþtum. Sonra Ülker sokaktan üstlerine þanlý bayraklar sallanarak kovulan travestilerle birlikte, ayný kuytuda sabahladýðýna tanýk olmuþtum.
Pýnar Selek hakkýndaki duygularým hiç deðiþmedi.
Militarist vahþilerinki de.
Onlar, bu genç kadýnýn bombalardan daha güçlü olduðunu erken fark ettiler.
Her acýdan, her zulümden yüzünde ayný ýþýklý gülümseme, ayný tevazuuyla çýkýþý besbelli onlarý deli etti.
Onu benzetemediler.
Pýnar, etrafýna mutluluk ve güç saçarak kendi seçmiþ olduðu hayatý, kendi seçmiþ olduðu hayatýn müttefikleriyle birlikte sürdürüyor çünkü. Kadýnýn özgürleþmesinden, heteroseksizme karþý direnmekten, barýþýn önemli bir tetikleyicisi olan vicdani redden dem vuruyor çünkü.
‘Barýþamadýk’ kitabýnýn bir bölümüne epigraf olarak Gandhi’nin bir sözünü koymuþ: “Barýþçýl mücadelede en ufak bir kuþku baþarýsýzlýk için yeterlidir. Sonuna kadar baþarýlý olmanýn yolu saflýk ve dürüstlüktür.”
Onun yýllarýný çalan, iþkencecileri üstüne salýp canýný yakan, anasýný alan, hayatý ona zehretmeye çalýþanlara raðmen hep saf ve dürüst kaldý.
Biz, Pýnar Selek’i tanýyanlar, onun gözlerimizin önünde kaçak konumuna sürüklenerek, hapislerle, iþkencelerle ya da bitmek bilmeyen gerilimlerle öldürülmesine izin vermeyeceðiz.
Her þeyden önce onun sevgisine, barýþa olan inancýna, saflýk ve dürüstlükle beslediði umuduna tanýðýz. Tanýk olacaðýz.
Onun için toplanan yüzlerce insan arasýndan Deniz Türkali, tam da hissedip kuramadýðým cümleyi söylüyordu: “Pýnar’a çok özeniyorum.
Aslýnda herkesin Pýnarlaþmasýný istiyorum.”
Yýldýrým TÜRKER
13.02.2009
MESUT ÖZİL
Alman Milli Takýmý'nda futbol oynamak istediði belirtti ve biz ama buralarda ama Almanya'da yaþayanlarýyla ne kadar þark kafalý bir millet olduðumuzu anlamadýk!
11.02.2009
ARAT DİNK
Yokluðum Türk varlýðýna armaðan olsun’
Milli Savunma Bakaný Vecdi Gönül soruyor: “Bugün eðer Ege’de Rumlar devam etseydi ve Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba ayný milli devlet olabilir miydi?”
Soru basit, hadi cevap ver.
Tek baþýna bir anlamý yok tabii.
Hatta tek baþýna okunsa “Allah söyletmiþ” ya da “gönülden söylenmiþ sözler” de denebilir. Nitekim dünyanýn birçok yerinde “Türkiye etnik temizliði kabul etti”, “Türkiye’de resmî görüþ deðiþiyor” gibi olumlu yorumlarla karþýlayanlar da olmuþ.
Oysa iþin aslý öyle deðil. Zira Bakan ‘bugünkü devlet’i olumlayarak soruyor sorusunu. “Þunlar devam etseydi bugünkü devlet olur muydu” derken de eðer bugünkü devleti olumluyorsan, o devam etmeyen þeylerin devam etmemesinden de memnunsun demektir. Açýk açýk da söylemiþ zaten ben niye bu kadar uðraþýyorsam?..
Birçok yabancý, “bir savunma bakaný niye bunlarla ilgileniyor” diye de sorabilir tabii. Türkiye’yi biraz bileni de ‘savunma’nýn bu ülkede baþka bir egemenin tekelinde olduðunu bildiðinden, savunma bakanýnýn asýl iþini yapamadýðý için mecburen baþka þeylerle (demografik yapý, ekonomi vs.) ilgilendiðini düþünebilirdi. Ama Türkiye’yi biraz daha tanýsa, azýnlýklarýn bu ülkede tam da bu alanda deðerlendirildiðini bilecek, hatta eðitim kitaplarýnda azýnlýklardan sadece Lise Milli Güvenlik Ders Kitabý’nda bahsedildiðini bilecek ve Bakan’ýn bu ilgisine hiç þaþýrmayacaktý. Kýsacasý, savunma bakaný iþini yapýyor.
Ciddiyete davet edildiðimi duyar gibi oluyorum. O yüzden bundan sonrasý çok ciddi olacak. Soru neydi?..
“Rumlar, Ermeniler (YAÞAMAYA) devam etseydi, bugün Türkiye ayný milli devlet olabilir miydi?”
“Hayýr olmazdý.” Basit soruya basit cevap.
Sen kalk, yokluðuma övgü düz, sonra da o yokluðum üzerine bir ülkenin kurulduðunu ifade et, o ülkenin bugünkü halini makbul gör, ondan sonra da ‘olsalardý ne olurdu halimiz’ diye iç geçir. Kendi ayaðýna kurþun sýkmanýn tarifi gibi bir þey. ‘Sana ne’ diyeceksiniz. Sýkmýþsa sýkmýþ. O ayakla sizin birlikteliðinizi çoktan koparmadýlar mý zaten? Gerçekten de iþin bu bölümünden artýk bana ne...
Tabii iþin en acý tarafý, Bakan’ýn söylediklerinin büyük bölümünün maalesef doðru olmasý. Peki, doðruysa doðru, sorun ne? Bakan doðruyu söylüyor ama doðruyu yanlýþ söylüyor. Yüreðimizin tavan aralarýna, bodrum katlarýna koyup, gittiðimiz her yere beraberimizde götürdüðümüz, kýrýlgan acýlarla dolu sandýklarýmýzý oradan oraya savuruyor. Zar zor, ite kaka vardýðýmýz ‘O dönem herkes çok acýlar çekti’ kavþaðýndan, direksiyonu birden bire ‘iyi oldu’ sokaðýna kýrýyor. Olanlarý doðru söylüyor ama olanlarýn doðru olduðunu da söylüyor.
Þu soruya hakkýyla cevap verelim þimdi...
“Hayýr, ayný olmazdý. Süper olurdu.”
Sen ne diyorsun?
Bütün ülke üç noktaya birikmez, kýrk küsur merkez olurdu. Yirmi, otuz yýllýk fidan hayatlarýmýz deðil, kadim bir orman gibi kültürümüz olurdu. Anasýnýn doðduðu yerde doðabilirdi herkes, iþte o zaman ülke, ‘memleket’ olurdu.
Ben neler söylüyorum?
Hiçbir þey deðiþmese bile en azýndan o insanlar bugün yanýmýzda, bizimle yaþýyor olurdu. Hiçbir þey deðiþmese bile en azýndan sen bu ülkede savunma bakaný olmazdýn. Olsan da böyle düþünmezdin. Düþünsen de böyle konuþacak cesaret bulamazdýn. Konuþsan da ertesi gün hâlâ bakan olmazdýn.
Bir daha bakalým, savunma bakaný neyi savunuyor?..
Olmamamýzýn iyi olduðunu savunuyor. Tehcir ve mübadelenin Türkiye için çok hayýrlý olduðunu savunuyor. Bunca yýl söyleyip duracaksýn ‘öyle bir niyet yoktu, bunlar savaþ tedbiri’ falan filan diye; ondan sonra da, bu ‘gönülsüz tedbirler’den nasýl fayda saðladýðýný, onlarýn üzerine nasýl inþa olduðunu falan, rahat rahat anlatacaksýn.
Bu gönülsüz tedbirlerin anlamýnýn ‘milyonlarca can’ olduðunu ayrý bir cümlede söyleyeyim dedim, yoksa aðýr olacak...
Çok sýk unutulan ilginç bir þey söyleyeceðim: Biz hâlâ varýz. Ýþte þu kadarýz bu kadarýz. Azýz mazýz, azýnlýðýz, ama varýz. Bizim de (yani þu an olanlarýmýzýn da) olmamamýzý mý istiyor Bakan?
“Yok” diyecek elbet. “Estaðfurullah. Olur mu hiç öyle þey; sizin baþýmýzýn üstünde yeriniz var.” Madem bizim olmamýzýn bir mahzuru yok o ölenler, o gidenler de olsaydý... Ama o bunun cevabýný vermiþ. Onlar iþte verimli topraktaydý, adadaydý modadaydý, paralar onlardaydý... “O verimli topraklar, o paralar babanýn malýydý da hileyle hurdayla mý aldýlar, yalanla dolanla mý aldýlar? Onlar, o verimli topraklara gökten zembille mi indiler” diye sorarlar adama.
Bu resmî tez benim kafamý iyice karýþtýrdý. O insanlar tedbiren mi sürüldüler, yoksa verimli topraklardalar diye mi sürüldüler? Unutmuþum, zaten Ermeniler Ermeni olduklarý için sürülmemiþlerdi... Sadede geliyoruz galiba. Tabii o zaman ‘soykýrým’dan yýrtmak için verimli topraklardaki müslim-gayrimüslim herkes sürüldü” gibi bir þey söylemek gerekecek o tarih de yakýnda yazýlýr herhalde.
Sermayenin ‘milli’leþtirilmesiyle (hele böyle millileþtirme) liberal ekonominin ayný cümlede nasýl kullanýldýðýný da bir uzman bize anlatýr artýk. Sen ‘milli’yi böyle tarif et, ‘millet’i, ‘Türk’ü böyle tarif et ondan sonra da çýkýp ‘tek millet’ diye slogan attýðýnda karþý çýkanlara kapýyý göster. ‘Ben Türk deðilim’ diyene de kýz.
Çok ciddi bir önerim var. Hani göz bebeklerimizi, civcivlerimizi her pazartesi sabahý, torna-tesviye sýralarýna oturtmadan önce, beton bahçelerde topluyoruz ya, hani onlara þuur aþýlayýp, tekleþtirip, kutsal amaçlara kanalize edip, dar borulardan geçiriyoruz ya. Hani hep bir aðýzdan ant içtiriyoruz ya: “Varlýðým Türk varlýðýna armaðan olsun” diye... Azýnlýk okullarýnda þöyle dedirtelim çocuklara mesele kapansýn: “Yokluðum Türk varlýðýna armaðan olsun.”
Ýnkârdan ikrara doðru yol alýnacaðýný elbette öngörebilirdik de, o ikrarýn böyle gönülden bir ikrar, yaþananý olumlayan bir ikrar olacaðýný da doðrusu tahmin edemezdik.
‘Gönülsüz tedbirler’den, ‘gönüllü yokluðumuz’a, resmî aðzýn önlenemez evrimine tanýk oluyoruz. Ýç ses artýk iþkembede durmuyor, duramýyor. Ne de olsa egemenler inkârý sevmez. “Madem egemenim, niye inkâr edeyim?” Egemenlerin ‘Ýnkâr Haný’nda konaklamalarý geçicidir hep; o, hanýn jeopolitik önemindendir, konjonktür baskýsýndandýr, meþruiyet derdindendir. Zincirinden boþaldý mý ‘Ýkrar Evi’ne dönmek ister, evi gibi yoktur onun. Gönlünde yatan aslan kükrer: Yaptýmsa yaptým; yine yaparým!
Sür kardeþim o zaman. Gönlümüz zaten sürüldü çoktan. Ýliklerimize iþlemiþ kör olasý ilkeler sayesinde zaten zar zor durduðumuz memleketimizden, atalarýmýzýn, daha da önemlisi torunlarýmýzýn yüzüne bakacak onurlu bir duruþ uðruna aðýz dolusu lafý yiyip yuttuðumuz, her gün yaþamaya çalýþarak yaþadýðýmýz DÜNYAMIZDAN, sür bizi de gayrý. Sür gitsin, sür bitsin. Bu lafý yutmayacaðým ben.
Ama niye süreceksin? Bizim etimiz ne budumuz ne? Diþinin kovuðuna gitmez. Zaten biz sürüyüz. Egemenliðe ortak olmayý istemek yerine, egemenin akýllýsýný ister ya sürüler, bizimki de o misal; oturmuþ egemenin akýlsýzlýðýndan bahsedip, egemen uyarýyoruz. Bu kadarý da fazla, bu iþ böyle göstere göstere de yapýlmaz ki. Vicdan evinden hiç mi geçmedi yolun?”
Arat Dink
19.01.2009
CHAVEZ
Sevgili Chavez 2. defa konuk oluyor sayfalarýmýza.
Venezuella Devlet Baþkaný Hugo Chavez, baþta BM, AB, Arap Birlikleri olmak üzere tüm aktörlerin sustuðu ve reaksiyon gösteremediði bir zamanda Ýsrail Gazze'ye olan müdahalesi için "Soykýrým" kelimesini kullanýp, Ýsrail büyükelçisi ve çalýþanlarýný sýnýr dýþý etti.
Ekvatorun öbür tarafýna geçip ýsýnmak lazým.
09.01.2009
Muntasar El Zeydi
ABD Baþkaný George W. Bush'a ayakkabýsýný fýrlatan Iraklý gazeteci Muntasar El Zeydi, Irak Baþbakaný Nuri El Maliki'nin koruma görevlilerince, sorguya çekilmek amacýyla gözaltýna alýndý.
Güzel adam, biz de sana çiçek fýrlatýyoruz...
19.12.2008
Galatasaray Engelliler Basketbol Takımı
Kýtalararasý þampiyon oldular. Daha ne olsunlar? Kocaman yüreklerini yürekten kutluyoruz...
03.12.2008
ÖĞRETMENLER
24 Kasým Öðretmenler Gününün 12 Eylül dayatmasý olarak ortaya çýkmýþ olmasýný kabul etmesek de her yýl daha büyük katýlýmla kutlanan bu günde hayatýný kaybetmiþ, katledilmiþ, sürülmüþ,öðretmenlerimizi saygýyla anýyoruz. TÜM ÖÐRETMENLERÝN ELLERÝNDEN ÖPÜYORUZ...
24.11.2008
PENGUEN
Mizah dünyasý politikadan ýsrarla uzak duruyor.(tutuluyor)
Penguen tüm yýldýrmalara
raðmen inatla “kapak yapmaya” devam ediyor
18.10.2008
MANİSALI ÇİFTÇİ
Son zamanlarýn en etkili muhalefetini Manisalý çiftçi Süleyman Amca (Süleyman Aksu-65) yaptý. En açýk ve yalýn biçimiyle geniþ kesimlerin sesini sorumlularýnýn karþýsýna dikilerek söyledi. "Siz ne anlatýyorsunuz öldük-bittik" bu dört sözcükle anlý þanlý muhalfetten daha çok ses getirdi. Bülent Arýnç'la birlikte ayný salonda bulunan yüzlerce kiþiye ders verdi.
24.09.2008
GİZEM GİRİŞMEN
Kaza geçirdi, sakat kaldý, küsmedi, yýlmadý, garajlarda çalýþtý ve Çin'deki Paralimpik Olimpiyatlardan altýn madalya ile döndü. Yola devam Gizem...
19.09.2008
KÜBRA ÖZTÜRK
Kübra kýzýmýz, bu aralar akýl ve mantýðýn mumla arandýðý BJK camiasýndan çýkarak Santrançta Dünya Ýkincisi oldu. Daha ne olsun? Yolu açýk olsun...
21.08.2008
RANDY PAUSCH
"...Çocuklarýmýn bana dair hiçbir anýsý olmayacaðýnýn farkýndayým. Bir ressam olsaydým, onlar için resim yapardým. Bir müzisyen olsaydým, onlar için þarký bestelerdim. Ama ben konuþmacýyým. Ben de konuþtum. Çocuklarým için konuþtum. Yaþamýn güzelliðini ve her ne kadar benim için az kalmýþ olsa da, yaþamý ne kadar takdir ettiðimi anlattým. Dürüstlük, doðruluk, minnet ve el üstünde tuttuðum diðer deðerler hakkýnda konuþtum.
"...Sahip olduðunuz tek þey zaman.
Ve bir gün, düþündüðünüzden daha az zamanýnýz olduðunu fark edebilirsiniz. Bu yüzden baþkasýnýn deðil
kendi hayatýnýzý yaþayýn. Baþkalarýnýn düþüncelerinin deðil,
kendi kalbinizin peþinden koþun.”*
* “Son Konuþma” kitabýndan
29.07.2008
HINCAL ULUÇ
Kendsisini severiz veya sevmeyiz. Yazýlarýný beðenir veya beðenmeyiz. Ama bir gazetecinin yapmasý gerekeni yapýyor, kendi gazetesini ve patronunu kýyasýya eliþtirip taraf olmakla suçluyor.
12 Temmuz 2008 tarihli yazýsýnda [''Þimdi Sabah'ý her sabah hazýrlayanlar, bu çok kritik geçiþ döneminde, gazeteye damga vuracak þeyin "Haber" olduðunu bilmiyorlar mý peki?..
O zaman neden özen göstermiyor, tam tersi kör parmaðým gözüne, yangýna körükle gidiyorlar..
"Ergenekon'un finansörü" dedikleri kiþinin 13 ay hapiste kalýp, suçunu öðrenmeden, mahkemeye çýkarýlmadan, yargýcýný görmeden kanserden ölmesini ve parasýzlýktan cenazesini devletin kaldýrmasýný görmezden gelmek, haber deðerinde bulmamak, hele de "Demokrat, Ýnsan Haklarý Savunucusu" kimliði konusunda mangalda kül býrakmayan Sabah'a yakýþýr mý?. ] Diye sorguluyabiliyor...
14.07.2008
Orada, ateþte, semaha duran canlarýmýz...
03.07.2008
Prof. Dr. ŞERİF MARDİN
Radikal , Ýsmet Berkan’dan;
Prof. Mardin’in ‘iyi, doðru, güzel’ dediði ahlaki sistem esas olarak ve onun örnek verdiði Immanuel Kant da bir ahlak sistemi kurucusu.
Esasen Kant’tan beri biliyoruz ki, ‘iyi, doðru ve güzel’in kaynaðý din deðildir. Elbette bütün dinler ‘iyi, doðru, güzel’ hakkýnda önemli þeyler söylemiþler, sistemlerini bunun üzerine kurmuþlardýr ama ‘iyi, doðru ve güzel’ illa dinden kaynaklanmak zorunda deðildir. ‘Ýyi, doðru ve güzel’in kaynaðý bizatihi insanýn doðasýdýr. O yüzden de, ahlakýn kökeninin insan haklarý olduðu anlayýþý genel kabul görmüþ anlayýþtýr artýk.
Bunlarý aslýnda söylememe bile gerek yok ama tam da Prof. Þerif Mardin’in gözlemlerine dayalý olarak getirdiði eleþtiriler eþliðinde, ahlakýn kökeninin din deðil insanýn kendisi olduðunu söylemek, ‘iyi, doðru ve güzel’in dinlerden baðýmsýz evrensel bir doðasý olduðunu hatýrlatmak maalesef bir zorunluluk.
11.06.2008
HÜSEYİN BAŞKADEM
Parasýz, pulsuz öðretmenler çok... Ýnsanlara sadece bir þeyler öðretebilecek ama eðitim veremeyecek kadar cahil öðretmenler de var. Mahalleye teslim olmaktansa zamane bir köy enstitüsü öðretmeni modelini kendi kendine geliþtirmiþ biri var Afyon'da. Kendi bildiði bir iþi, hoþlandýðý bir güzelliði dünyanýn varoþlarýndan gelip kentsoylu olmayý baþarabilmiþ bir müziði, caz sevgisini kýrsala hem de tek telli sazýn diktatöryasýndaki Türkiye kýrsalýna yaymaya çalýþýyor, imece yöntemiyle. Yolu açýk olsun, eli ayaðý dert görmesin, Afyonlularýn kulaklarýnýn pasý hep silinsin... Hüseyin Baþkadem'in þahsýnda Anadolu'daki tüm kahraman öðretmenlere selam olsun...
26.05.2008
OSMAN ÖZGÜVEN
DÝKÝLÝ BELEDÝYE BAÞKANI
Ýzmir'in Dikili ilçesinin belediye baþkaný SHPli Osman Özgüven hakkýnda sosyal belediyecilik uygulamalarý nedeniyle Sayýþtay tarafýndan 'görevi kötüye kullanmak' suçlamasýyla soruþturma açýldý. Ýþte Özgüven'in hizmetlerinden bazýlarý:
- 10 tonluk kullanýma kadar su vatandaþlara ücretsiz veriliyor.
- Belediye fýrýný modernize edildi, tamamen hijyenik koþullarda üretilen ekmek 25 ykr.dan satýlýyor.
- Þehiriçi otobüsler ücretsiz hale getirildi, öðrenciler evlerinin önüne kadar býrakýlýyor.
- Daha önce kapatýlmýþ olan Kültürevi tekrar hizmete açýldý.
- Kadýn Dayanýþma ve Gençlik Merkezi kuruldu.
-Halk Saðlýðý Merkezi kuruldu. Burada vatandaþlara 1 ytlden muayene, 6 ytlden röntgen hizmeti sunuluyor.
SADAKA BELEDÝYECÝLÝÐÝ DEÐÝL, GERÇEK SOSYAL BELEDÝYECÝLÝK!
AKPli belediye baþkanlarýna örnek olmasý gereken bu uygulamalar ne yazýk ki devletin bir organý tarafýndan engellenmeye çalýþýlýyor. Sayýþtay, halka suyun bedava verilmesini soruþturma konusu yaparken, AKPli belediyelerin halka bedava daðýttýðý kömüre, makarnaya, patatese ses çýkarmýyor. Ankara'da, gözünün önünde olanlarý görmezlikten geliyor. Bu durumu kabul etmiyoruz! Tüm güzel iþlerin engellenmeye çalýþýldýðý ülkemizde, bu ters mantýða artýk dur demenin zamaný geldi. Pahalý hizmet sunan belediyelere, yolsuzluk yapan, servetine servet katan baþkanlara bir þey olmazken, yalnýzca halký ve ilçesi için çalýþan çok deðerli bir belediye baþkanýna yapýlan bu muameleyi kýnýyoruz!
(Metin kaynaðý bilinmiyor.)
13.05.2008
İŞÇİLER
Günlerin bugün de getirdiði "baský, zulüm ve kandýr"... Hatta bugün uzaktan seslenip "iþçisin sen, iþçi kal" yerine, "ayak takýmýsýn" diyen hükümetin baþý(!)dýr.
Tüm bunlara raðmen iþçi sýnýfýnýn istediði sadece ve sadece eþitlik, demokrasi, hak,hukuk, adalet adýna belki de kadir, kýymet bilirlik için Taksim Meydaný'nda eski günleri yad edip, "Yaþasýn 1 Mayýs" ve "1 Mayýs Ýþçinin, Emekçinin Bayramý" diye haykýrmaktýr... Ama olmaz, olamaz, oldurulmaz...
Ve AB yolunda olduðu söylenen, yasak denilince türbandan baþka bir þeyin akla gelmediði sevgili yurdumuzda tüm bunlar vatanýn, devletin, milletin, memleketin baðýmsýzlýðýna, birliðine, bütünlüðüne karþý iþlenmiþ suç olabileceði için çokça zamandýr 1 Mayýs, Polis Bayramý'dýr!
1 Mayýs için can, kan, emek vermiþ, alýn teri dökmüþ tüm dünya emekçilerinin önünde saygýyla eðilir, bu güzelim topraklarda, bu günü 1 Mayýs Polis Bayramý'na dönüþtürmüþ "o kafa" ya bir kez daha "lanet olsun! Yazýklar olsun!" deriz.
30.04.2008
ERNESTO GOMEZ ABASCAL
Sayýn Ertuðrul Özkök
Genel Yayýn Yönetmeni
Hürriyet Gazetesi
Sayýn Bayým,
Genel Yayýn Yönetmenliðini yapmakta olduðunuz gazetenizin bugünkü sayýsýnda, Hadi Uluengin'in imzasýyla, ülkem hakkýnda kaleme aldýðý makaleye dair düþüncelerimi belirtmek isterim.
Mektubumu yazmadan önce, bu makaleye cevap vermenin haysiyetli bir davranýþ olup olmayacaðýna, ayrýca Küba ve Türk halklarý, hükümetlerimiz ve yetkililerimiz arasýndaki dostluk iliþkilerini geliþtirmeye adadýðýmýz görevimize verdiðimiz ilgiden kendimizi uzaklaþtýrmaya deyip deðmeyeceðine dair düþündüm. Geçen hafta ülkelerimiz arasýnda Karma Ekonomik Komisyon Toplantýsýnýn sekizincisini gerçekleþtirmiþ bulunmaktayýz ve akabinde yapýlan deðerlendirme de, çok olumlu sonuçlara ulaþýldýðýný ve birçok farklý alandaki iþbirliklerinin artýþý, karþýlýklý saygýnýn ve baðýmsýz geliþimin karakterize ettiði temaslarýmýzda bir ilerleme olduðunu göstermiþtir.
Biz Kübalýlar, Türk halkýnýn, her gün gösterdiði, halkýmýza ve yöneticilerimize saygý ve dostluk duygularýndan ötürü çok büyük gurur duymaktayýz. Bu kardeþ ülkede, þayet Küba'ya dair ne gibi duygularýn beslendiði hakkýnda bir anket yapýlsa, eminim ki; diðer güçlü devletlere dair dile getirdiði görüþlerin tam aksine, halkýn % 90'nýndan fazlasý dostluk ve hayranlýk duygularýný belirtecektir. Bu sebeple de; kendi kendimize soruyoruz: "Sayýn Uluengin'in Küba ve Fidel Castro, Ernesto Che Guevara gibi þahsiyetleri hakkýnda böyle karalayýcý bir yazý yazmasýnýn amacý nedir? Acaba Türk halkýnýn, ülkemiz hakkýndaki görüþlerini deðiþtirmeye çalýþan birileri mi kendisi teþvik etmiþtir?"
Miami ve Amerika Birleþik Devletleri basýnýnda sýk sýk buna benzer bazý makaleler okumaktayým, ama Türkiye'de bir gazetecinin böyle bir yazý yazmasý çok þaþýrtýcýdýr. Orada, bu tarz saldýrýlarýn yayýnlanmasý çok doðaldýr, çünkü Washington, Küba'nýn baðýmsýzlýðýyla çok büyük bir kayba uðramýþtýr ve neredeyse elli yýldýr, Adada sahip olduklarý iktidarlarýný yeniden ele geçirmek için çabalamaktadýr. Sayýn Uluengin için tarihin en güçlü imparatorluðunun bir kaç kilometre ötesinde ulusal þerefini savunmasý ve baðýmsýz bir ülke olmasý bir kahramanlýk deðil midir? Hakarete vararak diktatörlük olarak adlandýrdýðýnýz, bir hükümetin, neredeyse yarým yüzyýldýr, halkýnýn iradesine ve ülkeyi devirmek üzere elinden geleni yapan komþusu Ýmparatorluða karþý gelerek, iktidarý elinde tutabilmesinin mümkün olabileceðini inandýrmaya mý çalýþmaktasýnýz?
Son yýllarda, yýlda ortalama beþ ila altý bin Türk turist Küba'ya seyahat etmektedir ve hemen hemen hepsi de orada karþýlaþtýklarý dostane yaklaþýmdan, baðýmsýzlýðýný savunan bir bütün olmuþ halký ve Devrimi anlatan sosyal baþarýlarýný tanýmaktan dolayý çok memnun bir þekilde dönmektedir.
Küba'da lüksün olmadýðý, çok fazla arabanýn ne de ýþýklý reklâmlarýn olmadýðý bir gerçektir. Ama buna karþýn okula gidemeyen veya çalýþmak zorunda kalan çocuklar, üniversiteye gidemeyen gençler, topraðý olmayan çiftçiler, iþ bulamayanlar, doktora gidemeyen hastalar, kaderine terk edilmiþ yaþlýlar da yoktur. Yolsuz siyasiler de mevcut deðildir, ne ýrk ne de cinsiyet ayrýmý vardýr. Bu da; sadece imtiyazlý küçük bir grubun iyi yaþayabildiði ve halkýn büyük bir çoðunluðunun her þeyden mahrum býrakýldýðý, 1959'dan önce mevcut olan panoramadan çok farklýdýr.
Mütevazý koþullarda yaþýyoruz, ama küçük bir ülke olarak, bizlere 90 milyar dolarlýk bir kayba sebebiyet veren yaklaþýk 50 yýldýr sürdürülen ekonomik bir ablukaya karþý direnmekten ötürü kendimizle gurur duyuyoruz. Askeri iþgallere, kirli savaþlara ve her türlü terörist saldýrýya karþý baþarýyla direndik ve boyun eðmedik, hala baþýmýzý dik tutabiliyoruz.
Küba, bir sosyal geliþim örneðidir. Birleþmiþ Milletler Kalkýnma Programý (UNDP), 2007 yýlýnda ülkemizi, "yüksek insani geliþme endeksi" sýralamasýnda 51. sýrada yer vermiþtir. (Türkiye ise; 84. sýrada yer almakta ve "orta geliþim" ülkeleri olarak sýnýflandýrýlmaktadýr). Dünya Saðlýk Örgütünün verilerine göre; Küba'da canlý doðumlarda bebek ölüm oraný bin de 5,3'dür (Devrimden önce ise; bu oran 40 idi). Bu oran A.B.D'nin çocuk ölüm oranýndan bile daha düþüktür, kýta genelinde sadece Kanada elde ettiðimizin oranýn daha altýnda bir orana ulaþmýþtýr. Yaþam beklentisi, 78 yaþa uzamýþ durumdadýr, ayrýca dünyanýn en yüksek kiþi baþýna düþen doktor sayýsýna sahibiz. Sporda büyük bir potansiyeli oluþturmaktayýz (Olimpiyatlarda ilk on ülke arasýnda yer almaktayýz), çok önemli kültürel bir geliþime sahip olmanýn yaný sýra yüksek bilimsel bir geliþime de ulaþmýþ bulunmaktayýz. Kü ba, ekonomik bir güç olmamasýna raðmen, insani dayanýþma politikasý gereðince, özellikle fakir ve muhtaç ülkelere örnek bir iþbirliði geliþtirmektedir. 30 bine yakýn doktorumuz diðer ülke halklarý için hizmet etmekte, binlerce hasta hastanelerimizde tedavi edilmekte, on binlerce burslu yabancý öðrenci üniversitelerimizde öðrenim görmektedir. Kübalý öðretmenlerimiz ve okuma-yazma metodumuz sayesinde, Üçüncü Dünya ülkelerinde milyonlarca kiþi okur – yazar edilmiþtir.
Sosyalist ve Devrimci Küba'nýn politikasý, egoizme deðil dayanýþma temeline dayanmaktadýr, her ne kadar bazýlarý bunun bir ütopya olduðunu düþünse de; daha iyi, daha insancýl bir dünyanýn mümkün olduðuna inanmaktayýz.
Yukarýda bahsettiðim bu konular mý Bay Uluengin'i rahatsýz etmekte?
Bu gazeteciyi, sadece, Türkiye'de daha önce hiç yayýnlanmayan, Küba ve yöneticileri hakkýnda en karalayýcý ve en çirkin makaleyi yazma "baþarýsýyla" tanýmaktayým. Ne tesadüftür ki; A.B.D Hükümetinin de bu tarz makalelerin yayýnlanmasý için milyonlarca dolarlýk bütçe ayýrdýðý bilinmektedir.
Fidel Castro ve Ernesto Che Guevara'ya hakaretleriyle ilgi olarak da; ne yazýk ki, bazý insanlarýn, bu kiþilerin sakallarýnýn kýlý kadar deðeri bile olmadýðýný söylemekle yetineceðim.
Sayýn Genel Yayýn Yönetmeni, ülkeme ve yöneticilerine yapýlan hakaretleri göz önüne alarak, bu mektubumun gazetenizde yayýnlanmasýný rica ediyorum.
Saygýlarýmla,
Ernesto Gomez Abascal
Küba Cumhuriyeti Büyükelçisi
18.04.2008
3 HÜREL
Üç Hürel, 1970’li yýllarýn Türk Rock sahnesinde þarkýcýnýn adýnýn plak kapaklarýna gruptan daha büyük harflerle yazýlmadýðý, sanatýný "Grup Müziði" olarak icra eden nadir bir rock topluluðudur. Dileriz ki 70’li yýllarýn Anadolu Rock meselesi incelenirken tarzýnýn özgünlüðüyle konunun kazandýðý boyutu zenginleþtirmiþ olan bu grup hakkýnda hazýrlamýþ olduðumuz bu Hürel, Türk Rock geçmiþi ile ilgili kaynak sýkýntýsý çeken kimseler için yararlý olsun.
Bu metni yazan kaynak bilinmiyor. Yazan arkadaþa teþekkür ediyoruz.
16.04.2008
AHMET HAKAN
Kafasý hayli karýþýktýr(hangimizin deðil ki). Kendini öyle görmese de “karþý cepheyi anlamaya çalýþma konusunda” önemli bir misyonu vardýr.
Sahip olduðu ideolojik geçmiþle “tu kaka demeden” yüzleþme çabasýndadýr. (bu yönüyle bize göre dönek deðildir)
Nedense ilk gençlik çaðlarýnda solculuða bulaþmýþ hissi uyandýrýr. Herkesin “aman bulaþmayým” dediði “hoca efendiye” bodoslamadan girmiþtir.
Dostoyevski okumuþtur ayrýca anlamýþtýr da.
10.04.2008
İLHAN SELÇUK
Kemalist devletin sembolü olan Ýlhan Selçuk, AKP iktidarýnýn egemen olduðu ülkede Ýrlandalýdýr...
24.03.2008
SADUN AREN
TÝP'li olurken de, TÝP'li iken de ve memleketin tipi kaymýþken de hep ama hep "Ýrlandalý" olmuþ, olabilmiþ hocamýz - eðer varsa - diðer taraftaki örgütlenmeye de öncülük edecektir.
13.03.2008
ODTÜ'LÜ ÖĞRENCİ
"Özgürlükçüyüz ama salak deðiliz"... Ne varsa hepsi burada saklý... Ne
istediðini, amacýný açýk açýk söyleyemeyenlere, söylemeyenlere daha ne densin
ki... Bunlarý söylerken kendi baþýna geçirdiði fes ironisi de ayrý bir
güzellik...
28.02.2008
FIDEL CASTRO
Malum olmuþ olacak ki Fidel'in elveda demesinden önce "Söze ne gerek var?" diyerek kendisini buraya misafir etmiþtik. Þimdi de biraz daha kalsýn istiyoruz burada.
Fidel ayrýlýyor ve daha da kötüsü, maalesef ölüyor... Diyalektiði inkâr ediyor durumuna düþmek istemeyiz ama insanlýðýn yeni bir Fidel yaratabilmesi ya da hazmedebilmesi konusunda umutlu deðiliz. Bu durum da sadece bizim ayýbýmýz olmasa gerek...
05.02.2008
CÜNEYT KORYÜREK
Vapura yetiþmek, zabýtadan kaçmak ya da tabakhaneye dýþký yetiþtirmek için koþanlarýn ülkesinde atletizmi anlatmaya, sevdirmeye, yaþatmaya çalýþmakla geçti koca bir ömrü ve hiç hak etmediði gibi çok sýradan bir þekilde öldü.
Tüm hedeflerine yüz metre sonucunda varmak isteyenlerin dünyasýnda yorulmaz, yýlmaz bir maraton koþucusu, sadece yazarak spor yazarlýðý yapanlarýn yanýnda bin okuyup bir yazan bir bilgeydi.
Onun da Ýrlandalýlýðý ölümüyle birlikte aklýmýza geldi...
Ruhu þad olsun...
21.01.2008
ABD’YE KARŞI BAĞIMSIZLIĞINI İLAN EDEN SIOUX’LAR
Hayalet Dansý, Minneconjoi Siouxlarýndan Büyük Ayak'ýn öldürüldüðü Yaralý Diz Katliamý'ný ateþleyen danstýr.
1890'da Dakotalar arasýnda bir kurtarýcýnýn gelip topraklarýný alan kiþilerden Kýzýlderilileri kurtaracaðý inancý yaygýnlaþtý. Bu durumu ayinsel bir gösteri haline getirerek Hayalet Dansý yapmaya baþladýlar. Amerikan ordusu bu dansý baðýmsýzlýk hareketi olarak algýlayýp yasakladý.
Lakotalar bu törenlere Pine Ridge ve Rosebud Reservasyonlarýnda da katýlmýþtý. Rezervasyondaki ajanlar hükümete haber verdi ve þef Oturan Boða bu dansý yaptýðý için öldürüldü. Bu dans "Hayat Çemberi" (Circle of the Life) olarak tanýmlanýr ve dans ederken çemberi tamamlamak esastýr.
HAYALET DANSI
Kartal mesajý getirdi
Güneþin çocuklarýna
Bufalonun dönüþü için,
Ve güzel günler yakýnda
Sen bedenimi öldürebilirsin
Ruhuma lanet okuyabilirsin
Senin tanrýna inanmadýðým için
Dualarým karþýsýnda durma þansýn yok
Sevgime karþý durma þansýn yok
Onlar yasakladýlar Hayalet Dansý’ný
Fakat biz tekrar yaþayacaðýz
Kýz kardeþim yukarýda
Kýzýla boyanmýþ o yaralý dizde
Öldürüldü, bir azize o þimdi
Büyük davulun var senin mesafeler ötesinden
Gökyüzünde siyah kuþ
Duyduðun bu ses ve müzik bufalonun aðlamasýdýr
Çýlgýn At gizemliydi
Kendinden geçmenin en iyisini bilirdi
Ve Oturan Boða büyük havariydi
Hayalet Dansý’na gelin Comanchee’ler
Gelin Karaayaklar
Gelin Shoshone’ler
Gelin Cheyenne’ler
Biz tekrar yaþayacaðýz
Gelin Arapaho’lar
Gelin Cherokee’ler
Gelin Paiute’ler
Gelin Sioux’lar
Tekrar yaþayacaðýz
07.01.2008
OĞUZ ATAY
Daha önce okuduklarýmýz roman deðilmiþ diyemeyenler modern Türk romancýlýðýnýn onunla baþladýðýný söylediler. Aymazlýk, tembellik ve umursamazlýklarýna kültüve bir hava vermeye çalýþarak kendi vicdanlarýný okþamaya çalýþanlar, onun yazdýklarýna ihanet edercesine üretememelerini, yaratamamalarýný "Tutunamayanlar" dan olmalarýna baðladýlar. Okumak, anlamak, anlamaya çalýþmak, anlamaya çalýþmak için düþünmek için bu topraklar üzerinde baþka birileri hala ve henüz Oðuz Atay'ýn yazdýklarýnýn üzerine yazamadý. Ruhu bir kez daha þad olsun...
13.12.2007
BAKİ MERCİMEK
Son yýllarda tribünler esas suçlularý görmezden gelip, hep baþkalarýný öne attý. Hep kolayý seçip günah keçisi olarak reytingi olmayan futbolcularý seçti.
Baki tüm bu rezil yapý içerisinde sadece yeteneði kadar oynamaya çalýþtý.
Sakatlanmadan, alýþtýðý mevkii olup olmadýðýna aldýrmadan.
Baki sýradan, þatafattan uzak iþ yapan, yapmasa bile yapmaya çalýþan bir adam.
Baki iyi niyetini, gülen yüzünü ve en önemlisi Beþiktaþlýlýðýný her fýrsatta dillendirmiþtir.
Futbol iyi futbolcular ile oynanýr ama takým olabilmeniz için önce takýmý oluþturan futbolcularýn adam olmalarý gerekir. Týpký Baki gibi…
30.11.2007
ERDAL İNÖNÜ
Sayýn Erdal Ýnönü, Türkiye'nin en zorlu günlerinde özerk üniversite fikrinin
mücadelesini vermiþ, bilim alanýnda yaptýðý deðerli çalýþmalar ve baþarýlara
toplumsal alanda yaptýðý katkýlarý eklemiþ deðerli bir bilim ve toplum
insanýydý. Siyasete girmek zorunda býrakýldýðýnda da bilimsellikten vazgeçmemiþ, siyasete saygýnlýk kazandýrmýþtý. Siyasete bu saygýnlýðý da ne
hamaset nutuklarýyla ne de ahbap çavuþ iliþkileriyle kazandýrmamýþtý.
Siyasette de akýl ve bilimselliðin yanýsýra ironi ve nüktedanlýðýnda
saygýnlýða büyük katkýsý olabileceðini göstermiþti.
Onun inancý; toplumda bilimsel düþünce sistemi yerleþtirilmediði sürece,
medeniyet yarýþýnýn kazanýlmayacaðý yönündeydi ve bu nedenle; özellikle
son dönemde kendini bilim tarihindeki geliþmeleri tanýmaya adamýþtý.
Kendisine rahmet ve tüm Türkiye'ye baþsaðlýðý diliyoruz. Ruhu þad olsun...
08.11.2007
DURDUCAN NEVRUZ
12. Özel Olimpiyat Dünya Yaz Oyunlarý'nda Türkiye'ye yüzmede ilk altýn madalyayý kazandýran Durducan Nevruz, havuzda durmak bilmiyor!
100 metre sýrtüstünde önceki gün þampiyon olan 15 yaþýndaki down sendromlu sporcu, 100 metre serbestte ikincilik kürsüsüne çýkarak kategorisinde gümüþ madalyayý boynuna taktý.
24.10.2007
FRIENDSHIP
Hepimizin kanýksadýðý bir haber spotu haline geldi “.. adet kaçak mülteci boðularak öldü”.
Artýk ilgimizi bile çekmiyor, farkýna bile varmýyoruz. Hem kaçak hem mülteci bir eksik bir fazla …
Her yýl milyonlarca insan, savaþ açlýk ve benzeri nedenlerle doðduklarý yerleri terk etmek zorunda kalýyor.
Birçoðu yollarda telef oluyor. Hedefe varanlarýn hali ölümden hallice,
Afganlý mültecileri taþýyan tekne de Ayvalýk açýklarýnda battý. 15 kiþi öldü, 11 kiþi "Friendship" adlý yatýn mürettebatý tarafýndan kurtarýldý.
Adýyla müsemma tekne ve personeli HAFTANIN ÝRLANDALISI
03.10.2007
ZOLTAN GERA
Ceza sahasýnda penaltýya maruz kaldýðý posizyonda kýrmýzý kartla oyundan atýldý.
Sahayý centilmence terk etti.
Maçtan sonra takýmý yenilmesine raðmen; “Hakemin kararýna çok þaþýrdým ama futbolda olur böyle þeyler “ diye açýklama yaptý.
Aðzýnda salyalar akýtarak saða sola saldýran, iki kelimeyi bir araya getirip doðru düzgün beyanat veremeyen, çelebiliðin, centilmenliðin anlamýný bilmeyen tüm futbol aktörlerine örnek olmasý ümidiyle...
14.09.2007
TANER ÖNGÖR
Moðollar'ýn basçýlýðý bile yetip artacakken, her yeni gün yeni bir imrenilesi
özellik koymakta "adam"lýðýnýn üzerine... Barýþarock'ýn düzenlenmesi için
yýllarca neredeyse tek baþýna
uðraþmakta... Muhalifliðine, müzisyenliðine, çevreciliðine, mücadeleciliðine
yani adamlýðýna saygýlar... Sevgiler...
27.08.2007
BEATLES
Müzik tarihinin en büyük gruplarýndan The Beatles’ýn “Revolution” (Devrim) adlý þarkýsý yýllar sonra yeniden ABD müzik listelerinde.
1960’larýn sonu, 1970’lerin baþýnda çiçek çocuklarýn sokaklarda özgürlük þarkýlarý söylediði bir dönemde yayýnlanan “Revolution”, dünya gençliðinin dilinden düþmeyen bir þarký olmuþtu. Vietnam savaþý ve siyahlarýn haklarýyla ilgili eleþtiriler içeren ve ýlýmlý bir devrim çaðrýsý yapan þarkýnýn, bugünün ABD’sinde ayný etkiyi yaratýp yaratmayacaðý ise merak konusu.
Liverpool doðumlu olsalar da damarlarýnda harbi Ýrlandalý kaný dolaþmaktadýr.
15.08.2007
KENAN SOFUOĞLU
TAMÝRHANEDEN ÇIKAN ÞAMPÝYON
Adapazarý'nda doðdu. Motosiklet tutkusu, babasý Ýrfan ustanýn motosiklet dükkanýnda baþladý.
15 yaþýnda drag yarýþlarýyla motosiklet sporuyla tanýþtý. 16 yaþýnda özel izinle yarýþlara katýldý.
1999'daki Adapazarý depreminde göçük altýnda kaldý. Enkazdan sað çýkarak, kýsa süre içerisinde Türkiye'deki birçok yarýþta ilk sýrada yer aldý.
Bir yarýþta geçirdiði kaza sonucu ayaðý kýrýlan aðabeyi Sinan Sofuoðlu'nun motoruyla yaptýðý ilk drag yarýþýný kazandý.
2001 yýlýnda Honda-Castrol takýmýnda 2 aðabeyiyle birlikte yarýþtý. Türkiye Pist Þampiyonasý'nda Üç kardeþ kürsüye çýkmayý baþardý.
Almanya'da elde ettiði Yamaha R6 Shell Cup Þampiyonluðu sonrasý Yamaha takýmýnýn dikkatini çekti. Yamaha'nýn yarýþmalardaki masraflarýný karþýladý ve uzun süre Almanya lisansýyla yarýþtý.
2001 yýlýnda yaþanan ekeomik kriz sonrasý sponsoru Honda'yý kaybetti.
2002 yýlýnda en büyük aðabeyi Bahattin bir otomobil kazasýnda yaþamýný yitirdi.
2002'de Türkiye Motosiklet Federasyonu tarafýndan (TMF) keþfedildi.
2004 yýlýnda Avrupa 1000 cc Super Stock kategorisinde üçüncü olarak, bu baþarýyý kazanan ilk Türk sporcu olarak tarihe geçti.
2005'te FIM Dünya Kupasý'nda 8 yarýþta 7 kez podyuma çýktý. 22 yaþýnda elde ettiði ikincilikle yeni bir uluslararasý zafere imza attý.
2005'de Superstock-1000'de ilk iki yarýþý kazandý, ancak yaptýðý bir kaza sonucu bileðini kýrmasý sebebiyle Misano'daki yarýþa katýlamadý. Sezonu 2. tamamladý.
2006'da sponsorluk sorunlarý nedeniyle Yamaha Almanya takýmýndan ayrýldý. 2005'in þampiyonu ekibi Winston Ten Kate Honda Takýmý’na transfer oldu. .
Geçtiðimiz sezon Supersport WM'de 3. oldu. Türkiye'de 650'yi aþkýn kupa kazandý. Yurt dýþýnda 50'den fazla kez podyuma çýkarak, Türk bayraðýný Avrupa'da dalgalandýrdý.
Ýngiltere'nin Brands Hatch pistinde koþulan yarýþý ikinci sýrada tamamlayarak, Supersport Dünya Þampiyonasý'nda bitime 3 yarýþ kala þampiyonluðunu ilan etti. Sofuoðlu, bu gururu yaþayan ilk Türk sporcu olarak, tarihe geçti.
Kaynak: Hürriyet
06.08.2007
OPTİK (MEHMET IŞIKLAR)
Herkesin okumak istediði okullarda okudu. Öðretmen oldu. Ama Beþiktaþ'ý seçti.
Cenazesi bir milat oldu. Bursalý, Ankaralý, Trabzonlu, Fenerli, Cimbomlu, Göztepeli bir araya geldi.
Taraftar siteleri kapaðýnýn rengini deðiþtirip Optik'e aðýtlar yaktýlar.
Yaþamýnda Beþiktaþ tribünün yýldýzýydý. Giderken herkesin yýldýzý oldu.
Herþeyi Forza özetledi: ''Bu yýlýn en iyi transferini cennet yaptý.''
28.07.2007
MUSA KUŞ
Kocaeli kampýnda yerel televizyon kanalý DRT'ye konuþan 28 yaþýndaki oyuncu, Fenerbahçe'nin getirttiði Roberto Carlos'un da Türk futboluna katkýda bulunamayacaðýný savunarak, "Roberto Carlos bu saatten sonra Fenerbahçe'ye ne verebilir? Sadece ismi var. Aziz Yýldýrým Türk futboluna zarar veriyor. Ne yaptýðý belli olmayan bir insan. Denizlispor'un üzerinde oyunlar oynadý. Geçen sezon Sivasspor'da forma giymeme raðmen Denizlispor'u düþürmek için elinden geleni yaptýðýný þahsen biliyorum. Ayrýca Fenerbahçe'de para kaynaðýnýn belirli bir süre sonra tükeneceðini düþünüyorum" dedi.
Süper Lig'in yeni takýmlarý Gençlerbirliði OFTAÞ, Kasýmpaþa ve Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi'ni de sert bir dille eleþtiren Musa Kuþ þöyle konuþtu: "Bu takýmlarýn Süper Lig'i hak ettiklerine inanmýyorum. Onlar yüzünden lig çetin geçmeyecek. Nitekim sezon sonunda da geldikleri gibi 2. Lig'e düþecekler. Elimde olsa bu takýmlarý çýkarmazdým. Çünkü Türk futboluna maddi ve manevi olarak hiçbir þey veremezler. En önemlisi seyircileri yok."
24.07.2007
ŞEREF BEY
Kulübün faaliyetlerini hýzlandýrdýðý ilk dönemde futbol gölgede kalmýþsa da, 1910’larýn sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup, kendi aralarýnda maçlar yapmaya baþladýlar. O yýllarda gençliðin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beþiktaþ Kulübü’nün az ilerisinde Valideçeþme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takýmý kurulmuþtu. 1911 Aðustos’unda Valideçeþme futbol takýmýnýn baþkaný ve kurucusu olan Ahmet Þerafettin Bey (Þeref Bey) futbolcularýyla Beþiktaþ Kulübü’ne katýldý. Beþiktaþlý gençlerin kurduðu futbol takýmlarýný tek bir çatý altýnda toplamayý amaç edinen Þeref Bey’in giriþimleri sonucu, Basiret Kulübü de Beþiktaþ’a katýldý. Bu þekilde Futbol Þubesi, resmi olarak Kulüp’te faaliyete baþladý.
Resul, Rýdvan, Behzat, Doktor Sabri, Þair Kazým, Sadi (Baltalimaný), Doktor Mehmet, Asým, Þeref, Doktor Ali ve Fahri’den oluþan ilk futbol takýmýnýn malzemelerinin masraflarýný da Ýpekçi Ýhsan isimli bir sporsever karþýladý. Birinci takýmýn yaný sýra ikinci, üçüncü, dördüncü takýmlarýný da kuran futbol þubesi, Kulübümüz’ün Akaretler’deki bahçesinde futbol idmanlarýný hýzlandýrdý. Böylece futbol Beþiktaþ’ta bir anda 1 numaralý spor olmaya baþladý. Ancak Balkan Savaþý’nýn ardýndan Dünya Savaþý’nýn da baþlamasýyla Beþiktaþ’ýn sporcularý cephelere koþtu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.
16.07.2007
AZİZ NESİN
Bu ülkeye, yurda, memlekete, devlete, millete, vatandaþa, yönetene, yönetilene dair her þeyi yazdý, söyledi... Cehalet, yobazlýk, taassup için hedefteki adamdý. Onu bahane ederek Sivas'ta insanlýk ve din adýna en büyük ayýbý, günahý iþlediler. Tarih 2 Temmuz 1993 idi. Aymazlýk, softalýk, taassup, yobazlýk hala ve daima iþ baþýnda. Yeni Aziz
Nesin'ler gerek...
30.06.2007
BASKIN ORAN
SESÝMÝZ BASKIN OLSUN!!!
RENGÂRENK TÜRKÝYE ZENGÝN TÜRKÝYE’DÝR
Devlet, vatandaþlarýn farklý kimlikleri olduðu kabul etmelidir. Barýþ ve kardeþlik bu yolla saðlanýr.
Gerçek demokrasilerde vatandaþlar etnik kimliklerini gizlemek zorunda kalmadan eþit olarak yaþar. Ne yazýk ki Türkiye’de bugün milyonlarca vatandaþýmýz anadillerini ve kültürlerini geliþtirme hakkýndan mahrumdur.
Gerçek laik düzende din ve mezhep farklarý vatandaþlarýn eþitliðini hiçbir þekilde etkilemez. Ne yazýk ki Türkiye’de gayrimüslim vatandaþlarýmýz yabancý veya misafir muamelesi görmektedir. Alevi kimliði dýþlanmaktadýr. Türkiye gerçek anlamda laik deðildir.
Çaðdaþ demokrasilerde kadýnlar, karar organlarýna eþit oranda katýlýrlar; erkek eline bakmazlar.
Eþcinsellere ayrýmcýlýk yapýlmaz; travestiler kamu yaþamýndan dýþlanmaz.
HEPÝMÝZ HEPÝMÝZ ÝÇÝN
Türkiye’de farklý diller konuþan, farklý dinlere, farklý mezheplere, farklý kültürlere mensup insanlar yaþar. Gerçek demokrasiler onlarýn bir arada yaþamasýna imkân saðlar.
Ne kendi vatandaþýmýzla çatýþmak ne de baþka ülkelerle savaþmak istiyoruz!
Vatandaþlarý birbirine düþman eden zihniyeti reddediyoruz.
Dýþlanmýþ ve ezilmiþ toplumsal kesimleri bu durumdan kurtarmak için daha fazla hak ve imkân saðlanmalýdýr.
Türk Kürt’ü, Kürt Ermeni’yi, Ermeni Roman’ý, Roman Çerkez’i, Çerkez Alevi’yi, Alevi iþsizi, iþsiz eþcinseli savunacak. Hedef budur!
GERÇEK EÞÝTLÝÐÝN SESÝ
“Eziliyorum, dýþlanýyorum, susturuldum” diyen herkesin; hukuk, adalet, demokrasi bekleyenlerin, özgür birey olarak yaþamak isteyenlerin sesini Meclis’e Baskýn Oran taþýyacak.
Çýkar gruplarýna deðil mantýða, vicdana ve size baðlý bir milletvekili olarak sesinizi Meclis’te duyuracak.
Meclis’te sesin çýksýn, sesin Meclis’te yankýlansýn.
KÜRT SORUNUNU ÝNSANÝ YAKLAÞIM ÇÖZER!
Sokakta çalýþan çocuklar, Güneydoðu’da boþaltýlan köylerden göç eden Kürt ailelerinin yoksulluðunu ve maðduriyetini yüzümüze çarpýyor. Hiçbir sosyal güvence olmadan yerlerinden edilmiþ insanlarýn acýlarýna devlet yýllardýr duyarsýz kaldý. Bir an önce bu durum düzeltilmelidir.
Kuzey Irak’a, ABD ve oradaki Kürtlerin desteðiyle 27 defa operasyon yapýldý; bir sonuç alýnamadý. 27 yýldýr Güneydoðu’da þiddet ve çatýþma hüküm sürüyor. Bu sorun, askeri yöntemlerle ve özgürlükleri kýsýtlayarak çözülemez. Sivil ve barýþçý bir yaklaþým gereklidir.
Ýnsan onurunu koruyan, sosyal ve siyasi haklarý güçlendiren hamlelere ihtiyaç var. Þiddet ve terör ortamý böyle engellenir.
Yerel yönetimler düzeyinde çok dillilik ve kültürel haklarýn tanýnmasý Kürt vatandaþlarýmýz için temel önemdedir.
Birbirimizin acýlarýný ve kaygýlarýný anlamalýyýz. Silah, tehdit ve þiddetle sorunlarýn çözülemeyeceði acý deneyimlerimizle anlaþýlmýþtýr.
SÝVÝL ANAYASA LAZIM!
Siyasi krizlerden ve darbe tehditlerinden kurtulamýyoruz. Bunun temel nedeni, 12 Eylül Anayasasý ve onun belirlediði hukuki çerçeve.
12 Eylül Anayasasý topluma güvensizliði yansýtýyor. Yurttaþý deðil, devleti koruyor. Askeri vesayeti pekiþtiriyor. %!0 seçim barajýyla temsilde adaleti engelliyor. Yargý ve üniversite özerkliðine imkân vermiyor.
Bu Anayasa, siyasal yaþamýn üzerine giydirilmiþ bir deli gömleðidir.
Cumhuriyet, insan haklarý ve demokrasiyi geliþtirerek güçlenir; vatandaþa baskýyý geliþtirerek deðil! Ýnsan haklarý, çaðdaþ yaþamýn en temel göstergesidir.
Ne yazýk ki, ülkemizde insan haklarý aðýr biçimde ihlal ediliyor. Toplumsal mutabakatla hazýrlanacak yeni, sivil, demokratik bir anayasaya acilen ihtiyacýmýz var. Darbe anayasasý deðil, sivil anayasa!
Baskýn Oran, Meclis’te hukuk devletini, demokrasiyi ve insan haklarýný savunacak.
ABD EMPERYALÝZMÝNE HAYIR!
Bush yönetimi dünyanýn baþýna beladýr. ABD’nin komþularýmýza müdahale etmesini kabul edemeyiz.
Terörü engellemek için Ortadoðu’da barýþa; barýþ için Filistin devletinin gerçekten kurulmasýna ihtiyaç var.
Dünyadaki adaletsizliðe karþý barýþtan ve demokrasiden yana olan sivil hareketler direniyor.
Irak’a iþgal kararýný reddeden TBMM, bu çizgisini devam ettirmelidir.
EKONOMÝ BÜYÜYOR AMA SORUNLARIMIZ DA BÜYÜYOR
Bu büyüme insan dostu deðil!
Yoksulluk azalmýyor
- Çalýþýp çabalayýp yoksul kalanlar artýyor.
- Nüfusun %26’sý göreli yoksulluk sýnýrý altýnda.
- Çocuklarýmýzý %34’ü yoksul aile çocuklarý.
- Kendi hesabýna çalýþan kadýnlarýn %32’si yoksul.
Bu büyüme emek dostu deðil!
Sendikalar öcü sayýlýyor; taþeronlar marifetiyle çalýþanlarýn sosyal haklarý yok ediliyor. Emekçi, emekçinin rakibi kýlýnýyor. Ýþçi iþçinin kurdu yapýlmak isteniyor.
Üniversite mezunu, iþsiz; iþçi, sendikasýz; çalýþan sigortasýz; köylü, çaresiz.
Bu mudur ekonomik büyüme?
BU BÜYÜME ÇEVRE DOSTU DEÐÝL
- Sera gazý emisyonunun en hýzlý arttýðý ülkeyiz.
- Göllerimiz kuruyor.
- Ýklim deðiþikliði dünyada belki milyarlarca insaný, birçok canlý türünü yok edecek.
- Bu felaketler en baþta yoksullarý etkileyecek.
- Bir an önce enerji tasarrufuna yönelik önlemler almalýyýz; enerji verimliliðini saðlamalýyýz, yenilenebilir enerji kaynaklarýný deðerlendirmeliyiz.
- Susuzluk Ýstanbul’da hayatý tehdit ediyor.
- Depreme karþý kapsamlý tedbir alýnmýyor. Yüz binlerce Ýstanbullunun hayatý tehlikede.
Bu Büyüme Kültür Dostu da Deðil
Ýstanbul ile ilgili kentsel projeler, yaþayanlarýn hayatlarýný kolaylaþtýrmaya yaramýyor; kâr ve rant hýrsýna peþkeþ çekiliyor. Kentimizin simge yapýlarý gökdelen ve çarþý projelerine kurban ediliyor. Kültürle ilgili kamu kurumlarý çalýþmaz hale getirildi.
Baskýn Oran, Ýstanbul’da yoðunlaþan bu sorunlarýn takipçisi olacak.
HER ÞEY SATILIK!
Kentimiz satýlýyor! Ýstanbul, “kentsel proje” adý altýnda talan edilip dev bir alýþveriþ merkezine dönüþtürülüyor.
Çocuklarýmýz satýlýyor! Yarýþ atý haline getirilen çocuklarýmýz okuyabilmek için dershaneleri besliyor; aileler özel okullara milyarlar akýtýyor.
Saðlýðýmýz satýlýyor! Kamu saðlýk kurumlarý çökertildi. Saðlýk, bir insan hakký deðil, alýnýp satýlýr bir piyasa malý haline getirildi.
Kontrolsüzce çoðalan özel hastaneler, birer para kapma yuvasý haline dönüþüyor.
Baskýn Oran, ekonominin amacýnýn paraya, borsaya ve IMF’ye deðil, insana hizmet olduðunu Meclis’te savunacak.
BÝREY’E DOKUNULMAZ!
Kamu görevlisinin kýlýk kýyafeti devletin kurallarýna baðlýdýr. Vatandaþ bu kurallarýn dýþýndadýr!
Kamu hizmeti alan ve kamu hizmeti veren ayrýmýný herkesin anlamasý lazým!
Türban takan üniversite öðrencisi hizmet alan kiþidir; eðitim hakký engellenemez!
Ýnsan’ýn üzerinde devletin ve cemaatin tahakkümü kabul edilemez.
"Bendeniz, Baskýn Oran. Sadece hoca oldum. Siyasetçilik yapmadým, yapmaya niyetim yok. Hiçbir partiden deðilim, olanlara girmeye niyetim yok."
19.06.2007
MURAT ŞAHİN
Gönlümüzün kalecisi
17.06.2007
MANTIKSIZLIK
Mübarek transfer mevsimi dolayýsýyla sitemiz zihinsel tadilattadýr. Birgün bayram olursa her türlü fikre açýðýz. Paket sipariþimiz devam etmektedir. Pazar Kayseri mantýksýzlýðý günümüzdür.
07.06.2007
CHAVES
Post-Modern zamanlarýn muhalifi... Washington'dan Vatikan'a, IMF'ten Dünya
Bankasý'na herkese karþý... Sözle, eylemle üstüne üstlük parasýyla, para
kaynaklarýyla her þeye, herkese karþý... Halký hariç!
22.05.2007
AŞIK MAHZUNİ ŞERİF
Yazýya baþlarken karmaþýk duygular içerisindeyim. Nedenini þöyle
anlatabilirim: Ben ne þanslý bir insaným ki Mahzuni Þerif'i, Nesimi Çimen'i,
Neþet Ertaþ'ý gördüm, dinleme fýrsatý buldum. Ne þanssýz bir insaným ki, Pir
Sultan Abdal'ý, Karacaaoðlan'ý, Dadaloðlu'nu, Aþýk Daimi'yi ve daha nicelerini
göremedim.
Mahzuni Þerif Anadolu topraklarýnýn öfkesini, sevdalarýyla örüp söylerdi. Pir
Sultan kadar isyankar, Karacaoðlan kadar sevdalýydý
Yüzyýla damgasýný vuran Mahzuni Þerif 1939 yýlýnda Maraþ'ta doðdu. 17 Mayýs
2002 yýlýnda yaþama gözlerini yumdu. Bu yýl Mahzuni'nin 5. ölüm yýldönümü.
Aþýk Mahzuni, geçen bu beþ yýl sonunda da toplumdaki diriliðini, olanca gücüyle
korumaktadýr. O býraktýðý eserlerle büyük çoðunluðun beyninde, gönlünde ve
dilinde halen olanca canlýlýðýyla yaþamýný sürdürmektedir. Kuleli Askeri
Lisesi'nde okurken, muhalif görüþleri nedeniyle ordudan atýlýr. 1961 yýlýnda,
Mahzuni ait olduðu alanda (yani halk ozanlýðý alanýnda) eserler üretmeye
baþlar. O günden sonra yüzlerce plak ve kaset yapmaya baþlar. Mahzuni Þerif
daha 10 yaþýndayken amcasý Aþýk Fezali'den (Behlül Baba) saz çalmayý öðrenir.
15 yaþýndan itibaren þiirler yazmaya, türküler söylemeye baþlar. O dönemlerde
Mahzuni daha çok usta malý eserler okur. 1955'lerden itibaren kendi eserlerini
üreterek ozanlýk iþlevini yüklenir. Mahzuni o tarihten ölene kadar bu
misyonunu, hiç ödün vermeden onurlu bir þekilde sürdürmüþtür. Mahzuni yaklaþýk
45 yýllýk ozanlýk dönemine; 450 adet 45'lik plak, 10 adet longplay; 65 kaset
sýðdýrmýþ ve doðaçlama yaptýðý eserlerle birlikte yaklaþýk 20 bine yakýn þiir
ürettiðini belirtmiþtir. Mahzuni, Dolunaya Tül Düþtü isimli kitabýnda bu
bilgiyi vermiþtir. Doðal ki önemli olan yazdýðý þiir adedi, söylediði
türkülerin niceliði deðildir. Bu eserlerin içeriðidir
Hakkýnda yazýlan ve yazdýðý kitaplar ile de, uluslararasý edebi tartýþmalara
konu olur, 1998 yýlýnda dünyanýn, yaþayan üç büyük ozaný arasýnda birinci
sýrayý alýr. Mahzuni Þerif'in yaþam görüþü, dünyaya, evrene, topluma ve insana
bakýþýný; dünyayý, evreni, toplumu ve insaný yorumlayýþýný anlayabilmek için,
onun eserlerine þiirlerine ve yorumlarýna bakmak gerekiyor. Mahzuni'nin
eserlerini incelediðimizde hümanist anlayýþýn onun en belirgin yönü olduðunu
görürürüz. Geleneksel halk þiirini ve halk ozanlýðýný süzgeçten
geçirdiðimizde, büyük ozanlarýmýzýn hemen hepsinde belirlediðimiz ortak
yanlarýn çok olduðunu görürüz. Bu ortak yanlarýn; hümanist olmalarý, dinin
özüne, içeriðine inanmalarý, þekilsel inancý dýþlamalarý, bilimi önder
görmeleri, aklýn ve vicdanýn özgürlüðünü savunmalarý, Allah'a sevgiyle
yönelmeleri, barýþý, dostluðu, güveni, eþitliði kardeþliði, bütünlüðü vb.
savunmalarý, aklý ve mantýðý düþüncelerinin ana kaynaðý saymalarý, haksýzlýða
baþkaldýrmalarý, mazlumun yanýnda yer almalarý vs görürüz. Ozanlarýmýzýn böyle
erdemli deðerleri savunmalarýnýn maddi ve tinsel kaynaklarýný Anadolu'nun
kültürel kalýtýnda aramak gerekmektedir.
Erhan Öztürk
15.05.2007
İBRAHİM HACIOSMANOĞLU
Baþkan Nuri Albayrak, Ýbrahim Hacýosmanoðlu’nun, Ali Koç hakkýnda yaptýðý açýklama nedeniyle kulübün internet sitesinde özür niteliðinde bir açýklama yayýnlattý.
Trabzonspor Kulübü Baþkan Yardýmcýsý Ýbrahim Hacýosmanoðlu, Fenerbahçe Kulübü Asbaþkaný Ali Koç ile Ýlgili Sert Açýklamalarýnýn Þahsi Görüþleri ve Düþüncesi Olduðunu Belirterek, "Hiçbir Þeye Tepki Gösterme, Koyun Gibi Dur" Dedi.
Hacýosmanoðlu, söylediði sözlerin harfiyen arkasýnda olduðunu belirterek, 'Dün ne söylediysem, bugün ne söylediysem, yarýn da ayný þeyleri söyleyeceðim. Büyük takýmý sessiz durma politikasýyla yönetemezsin. Sen rakiplerinin kullandýðý üsluplarý bertaraf etmek zorundasýn. Biz onlarýn çirkinliklerini kamuoyunun önüne seriyoruz” diye konuþtu.
Trabzonspor'un þampiyonluk yarýþýnda olmadýðýný ama þampiyonluk yarýþýna etki edecek maçlarýnýn bulunduðunu ifade eden Hacýosmanoðlu, þunlarý söyledi:
"Kullanýlan kelimeler bizleri de rencide ediyor. Cevabýný vermek zorundayýz. Ali Koç, son 4 haftaya 9 puan farkla giremezsek þampiyon olamayýz diyorsa o maçlardan biri Trabzonspor maçýysa demek ki bizi de zan altýnda býrakýyor. Demek ki bizim için de bir takým þeylere iþaret ediyor. Ona cevabýný vereceksin. Vermek zorundasýn. Vermiyorsan o zaman bu kurumlarda, bu koltuklarda oturmayacaksýn. Gideceksin iþinin baþýnda oturacaksýn."
Biz de Sayýn Hacýosmanoðlu'nun sözlerine güveniyor ve sözlerinin sonsuza dek arkasýnda duracaðýna inanarak kendisini alkýþlýyoruz.
11.05.2007
DENİZ GEZMİŞ
"Baba,
Mektup elinize geçmiþ olduðu zaman aranýzdan ayrýlmýþ bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceðinizi biliyorum. Fakat bu durumu
metanetle karþýlamaný istiyorum. Ýnsanlar doðar, büyür, yaþar, ölürler. Önemli
olan çok yaþamak deðil, yaþadýðý süre içinde fazla þeyler yapabilmektir. Bu
nedenle ben erken gitmeyi normal karþýlýyorum. Ve kaldý ki benden önce giden
arkadaþlarým hiçbir zaman ölüm karþýsýnda tereddüt etmemiþlerdir. Benim de
tereddüte düþmeyeceðimden þüphen olmasýn. Oðlun ölüm karþýsýnda aciz ve
çaresiz kalmýþ deðildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduðunu
biliyordu. Seninle düþüncelerimiz ayrý,ama beni anlayacaðýný tahmin
ediyorum. Sadece senin deðil, Türkiye'de yaþayan Türk ve Kürt halklarýnýn da
anlayacaðýna inanýyorum. Cenazem için avukatlarýma gerekli talimatý verdim.
Ayrýca savcýya da bildireceðim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaþým Taylan
Özgür'ün yanýna gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi Ýstanbul'a götürmeye
kalkma. Annemi teselli etmek sana düþüyor. Kitaplarýmý küçük kardeþime
býrakýyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamý olmasýný
istiyorum. Bilimle uðraþsýn ve unutmasýn ki, bilimle uðarþmak da bir yerde
insanlýða hizmettir. Son anda yaptýklarýmdan en ufak bir piþmanlýk
duymadýðýmý belirtir, seni, annemi, aðabeyimi ve kardeþimi devrimciliðimin
olanca ateþiyle kucaklarým.
Oðlun Deniz Gezmiþ
6 Mayýs 1972,Merkez Cezaevi "
04.05.2007
İŞÇİ SINIFI
"Ýþçisin sen, iþçi kal" dan baþka þey duymamýþçasýna el emeðini, alýn terini
satar bunca zamandýr. Hala aklýna gelmez ''Neden hakettiðini ve hukuktan
mahrum olduðunu'' kendi kendine sorup deðiþtirmeye çalýþmak...
30.04.2007
ALDIRMA GÖNÜL ALDIRMA
Edip Akbayram baþlangýçtan itibaren ne yapmak istediði þöyle açýklýyordu: "Kalýcý bir þeyler yapmak istiyordum. Fikret Kýzýlok ve Cem Karaca'nýn Anadolu ezgilerini pop çizgisinde söylemelerini örnek olarak aldým. Renk ve çizgide tamamen bir Edip Akbayram olarak geliþtirdim. Toplumcu müzik yapmak istedim. Müziðimde geniþ halk kitlelerinin yaþamý, sorunlarý olmalýydý. Ancak sivri, ucuz kahramanlýklardan da uzak durmaya çalýþtým. Ýnançlarýmdan, düþüncelerimden, politikamdan taviz vermeden, müzik tekniðinden yararlanarak, sorunlu, yoksul, geniþ halk kitlelerine ulaþmak, daha çaðdaþ bir þeyler yapmak istiyordum."
Cumhuriyet mitinginde Edip Akbayram'ýn Aldýrma gönül aldýrma dediðinde bir milyon ayný þarkýyý söyledi. Tolga Çandar da Ege türküleri söyledi. Daha ne olsun?
21.04.2007
YAŞAMINDA ENGEL TANIMAYANLAR
Kolunuz, bacaðýnýz, elleriniz yoksa ne yaparsýnýz?
Ýþte onlar. Hayatýnda engel tanýmayanlar. Serdar Bilgili’nin objektifine cesurca poz verdiler. Birisi kollarý olmadýðý halde yaðlý boya resim yapýyor. Diðeri piyano çalýyor. Daha fazlasý Beþiktaþ Basketbol takýmýnda kartal yürekleriyle baþarýdan baþarýya koþuyor.
Yaþamýnda engel tanýmayanlar, haftanýn deðil, yüzyýllarýn Ýrlandalýsý…
www.engellereragmen.com
09.04.2007
Prof. THANOS VEREMIS
Türklerin her zaman canavar gibi gösterilmelerine karþý çýktý, Yunan çocuklarýn hem gerçekleri öðrenmesi hem de beyinlerinin Türkler ile ilgili olan her þeyin kötü olduðu teziyle yýkanmamasý gerektiðini savundu.
Mikis Teodorakis’in de aralarýnda bulunduðu birçok aydýn kendisini þiddetle eleþtirdi.
Yunanistan ve Kýbrýs’taki yobazlar ve neo faþitler ayaða kaktý.
Söyledikleri hoþumuza gittiði için deðil, sürüden ayrýldýðý için haftanýn Ýrlandalýsý…
02.04.2007
HALUK ÇUBUKÇU
Vestel Manisaspor Baþkaný Haluk Çubukçu sahasýnda yaþanan olaylar için bahane aramadý, suçlu aramadý, çýktý adam gibi özür diledi. Kendisini kutluyoruz...
20.03.2007
LATİF DEMİRCİ - BEHİÇ PEK - MUHLİS BEY
Muhlis Bey geri döndü!
Bir, hatta birkaç kuþak Muhlis Bey'le büyüdü. Bir dönemler, ortalýk Muhlis Bey gibi konuþan, hatta Muhlis Bey gibi saçmalýklar yapan gençlerle doluydu. Sevgililer romantik þeyler konuþurken, birbirlerine Muhlis Bey gibi þýmarýrlardý. Behiç Pek ve Latif Demirci'nin yarattýðý bu müthiþ karakter, o günlerdeki nüfusta bile tirajý 500 bini bulan Gýrgýr'ýn en aðýr topu olmuþtu. Evet, Muhlis Bey, kanlý canlý, aramýzda yaþayan bir karakterdi. Memleketin en acayip gazetecisiydi o. Fenerbahçe'yi tutar, Turgut Özal'a hayranlýk besler, köpeklerden son derece korkardý. 80'li yýllar Muhlis'li yýllardý.
13.03.2007
ATİLLA GÖKÇE
Bana ödev düþüyor
Elbette yaþadýðým bu macera bende farklý duygular yarattý.
Örneðin Beþiktaþlý Ýbrahim Akýn''a zaman zaman çok yüklenmiþ, Lig TV''de, SKY Türk''de ve Milliyet''te "Ne kadar dayanýksýz, ne kadar güçsüz. Her adýmda kendini yere atýyor. Bu Ýbrahim slow dans yaparken bile düþer" demiþtim.
Konya maceram sýrasýnda hatýrladým ki Ýbrahim Akýn da müthiþ bir orta kulak iltihabý kurbanýydý... Ameliyat olmak zorunda kalmýþ, o nedenle uzun süre form tutamamýþ, kariyerinde önemli kayýplara uðramýþtý.
Þimdi bana bir ödev düþüyor...
Oðlum yaþýndaki bu delikanlýdan özür dilemeliyim. Saðlýk sorunlarýný dikkate almadan yaptýðým o züppece "Dans ederken bile düþebilir" eleþtirisini geri almalýyým.
Beþiktaþ Konya''dan puan alamadý ama ben dersimi aldým.
Ah, bir de þu Ýbo''nun gönlünü alabilsem!
Ne dersin Ýbrahim?
22.02.2007
HAYRETTİN KARACA
Herkes kuruturken o yeþertti. Herkes keserken o dikti. Herkes götürürken o yeniden var etti.
14.02.2007
İTALYA FUTBOL FEDERASYONU
Ne "Bunlar münferit olaydýr." Dediler. Ne de "Bir kaç kendini bilmezin yaptýðý bu hareketler topluma mal edilemez." Dediler. Yaðmuru herkesin üzerine yaðdýrýp "Bu toplumsal bir sorundur böyle olunca da bu toplumun maç seyretme hakký yoktur." Dediler. Özlemimiz böyle bir federasyona memleket sýnýrlarý dâhilinde de rastlamaktýr.
07.02.2007
ÖMER MADRA
Medyanýn gitgide tekelleþtiði, gitgide daha büyük bir “kitle imha silâhý”na dönüþtüðü, ‘enformasyon’un zihinleri zehirlediði ürkütücü bir ortamda 94.9 Açýk Radyo'da temiz hava solumamýza olanak verdiði ve bu günlerde mecburiyetten popüler hale gelen KÜRESEL ÝKLÝM DEÐÝÞÝKLÝÐÝ hakkýnda, 1995'den bu yana avazý çýktýðý kadar baðýrdýðý için haftanýn Ýrlandalýsý olmayý hak etmiþtir.
02.02.2007
ANKARAKARTALSPOR
Temelleri Anadolu Beþiktaþlýlar Derneði tarafýndan atýlan Spor Okulu, 2003 yýlýnda profesyonellere devredildi. BJK Ankara Spor Okulu uluslararasý ve yurtiçi karþýlaþmalarda yarýþabilmek için kulüp haline getirilerek ANKARAKARTALSPOR adýný aldý. Bugün 5 dalda 200’den fazla sporcusuyla hizmet veren ANKARAKARTALSPOR, futbolda amatör kümede U18‘de savaþýyor ve Cimnastik dalýnda Türkiye þampiyonluklarýnýn yaný sýra Dünya þampiyonlarýna katýlýyor.
Balýkesir’de yapýlan Cimnastik Türkiye Þampiyonasý’nda Ankarakartalspor þampiyonluk kürsüsüne çýktý. Ayný þampiyonada Beþiktaþ JK 3. lük kürsüsündeydi.
Ankarakartalspor ve BJK Ankara Spor Okulu’nu kutluyor, baþarýlarýnýn devamýný dliyoruz.
08.01.2007
FRANCESCO BORELLI
Ýtalyan Savcý hiç kimsenin yapamadýðýný yapýp, hem kendisinin, hem de ülkesinin sporunun onurunu kurtardý. Juventus 2. kümeye düþtü, Milan ve Inter’in puanlarý silindi. Bizim ülkemiz de dahil olmak üzere, 3'erli kümeler halinde dünyanýn dört bir tarafýnda dolaþan maymunlara verdiði ders ayakta alkýþlanacak cinstendi... Kendisi Ýrlandalýlar olarak ayakta alkýþlýyoruz...
31.12.2006
78'LİLER GİRİŞİMİ
Ülkemizde de iþkencelerden, darbeci generallerden hesap soran ve cunta rejiminin peþini býrakmayanlar var. 78'liler Giriþimi, 13 Aralýk günü saat 12.00'de Taksim Gezi
Parký'nda bir basýn toplantýsýyla Erdal Eren dosyasýný açýyor. Bildirilerini
birlikte okuyalým: "Yakýn tarihimizin en önemli toplumsal kýrýlmalarýndan
biri olan 12 Eylül askeri darbesi, kitlesel tutuklamalarý, iþkenceleri,
sosyal ve kültürel yaþam üzerindeki baskýlarý kadar idamlarýyla da tarihin
kara sayfalarýndaki yerini aldý. Bilançosu kabarýk, bedelleri çok aðýr bir
travmaydý 12 Eylül... Fiili durum bir yana resmi rakamlarýn anlattýðý þeyler
bile insanýn tüylerinin ürpermesine yetiyor. Resmi rakamlara göre darbe
yönetimi döneminde 650 bin kiþi gözaltýna alýnarak iþkenceli sorgulardan
geçirildi.
1 milyon 683 bin kiþi fiþlendi.98 bin 404 kiþi örgüt üyeliðinden
yargýlandý.
21 bin 764 kiþi örgüt üyesi olmaktan hüküm giyerek iþkence ve
baskýnýn yaþam biçimi olarak örgütlendiði cezaevlerinde yýllarýný
geçirdiler. 171 kiþi sorgularda ve cezaevi iþkencelerinde can verdi. Yedi bin
kiþi hakkýnda idam cezasý istendi. Vatandaþlýktan çýkarýlanlarý, ömür boyu
vatandaþlýk haklarýndan men edilen yüz binlerce insaný saymýyoruz.
"Asmayalým da besleyelim mi?" Darbeci generallerin baþý Kenan
Evren'in tarihe geçen bu sözü, 12 Eylül felsefesi ve zihniyetinin yorumsuz
bir özetiydi.
Bu zihniyet sonucu 50 kiþi daraðaçlarýnda can verdi. Bu idamlar
içinde bir idam vardý ki, 12 Eylül zihniyetinin þiddeti ve hukuksuzluðu
nerelere vardýrdýðýnýn çýplak göstergesi olmasý açýsýndan tarihsel bir ibret
vesikasýdýr.
13 Aralýk 1980... Karanlýk bir tarih bu tarih... Acýlý bir
tarih... Bir halkýn utanç günü olarak anýlmasý gereken bir tarih... Bu
tarihte darbe mahkemelerinin kararý mucibince henüz on yedisinde bir gökçe
fidan, Erdal Eren daraðacýna gönderildi. Dava dosyasýndaki boþluklar ve
yasal çarpýtmalar bir yana, yasalar önünde bile reþit kabul edilmeyen bir
genci daraðacýna göndermekte beis görmedi darbe rejimi.
12.12.2006
BALTAZAR GARSON
Ýspanya’da olmasýna raðmen; Eski Þili diktatörü Pinochet hakkýnda uluslararasý tutuklama kararý çýkarttý. Henry Kissinger'i Þili darbesiyle ilgisi olduðu için yargýlamaya çalýþtý. ABD hükümetini, Guantanamo'daki uygulamalarýndan dolayý eleþtirdi, Irak Savaþý'na karþý kampanya yürüttü. Silvio Berlusconi hakkýnda durdurulan vergi yolsuzluðu davasýnýn tekrar açýlmasýna karar verdi.
11.12.2006
İRLANDALI, MİRLANDALI YOK!
Bu aralar herkes eyyamcý, idare-i maslahatçý, sinik, silik ve de üzerindeki ölü topraðýndan ziyadesiyle memnun... Ýrlandalý, mirlandalý yok! Aslýnda memleketin manzara-i umumiyesinde deðiþen bir þey yok!
Hayýrlara vesile olmasý dileðiyle... Ýyi uykular sevgili güzel yurdum...
05.12.2006
VEDRAN RUNJE
Beþiktaþ’a geldiði günden beri eleþtirildi. Islýklandý ve yuhlandý.
Buna karþýn hep sustu. Tepkilere olgunluðu ile yanýt verdi. ‘’Bir kaleci bir veya birkaç maç ile deðil, sezondaki performansý ile deðerlendirilmelidir.’’ Dedi. Son iki maçta yaptýðý kurtarýþlarla ‘’Runje, Runje’’ Oldu. Trübüne çaðýrdýlar; ‘’Ben tribün yalakasý deðilim.’’ Dercesine gitmedi. Kendisine gol atan rakip oyuncuyu kutladý. Gerçek bir profesyonel örneði verdi.
27.11.2006
ÜSKÜDAR AŞIKLARI
Üsküdar’da içki yasaðýna protesto
Üsküdar Belediyesi’nin sahilde içki içmeyi yasaklamasýna karþý çýkan 500 kiþilik bir grup Salacak Sahili’nde toplanarak protesto yaptý.
Cumhuriyet gazetesi yazarý Deniz Som ve ressam Bedri Baykam’ýn da aralarýnda bulunduðu yaklaþýk 500 kiþilik grup, Üsküdar Belediyesi’nin encümen kararýyla halka açýk yerlerde içki içenlere para cezasý kesmesi ve adlarýný belediyenin internet sitesinde yayýnlamasýný protesto etti. Protestocular, Kýz Kulesi’nin karþýsýndaki “Sahilde Ýçki Ýçmek Yasaktýr” yazýlý tabelanýn yanýnda ellerinde içki þiþeleri ve kadehleriyle toplandý. Gösteri sýrasýnda adý Bilal Ç. olarak açýklanan bir kiþi Deniz Som’a yumrukla saldýrdý.
Deniz Som, beraberindeki eþi Harika Som ve yanýndakilere þarap ikram ettikten sonra yaptýðý açýklamada, “Þeriat usul usul geliyor. Fakat bendeniz bir yurttaþ olarak, ülkemi ortaçað karanlýðýna sürüklemek isteyenlere artýk baþkaldýrýyorum ve yedi kuþak Üsküdarlý olarak meydan okuyorum. Eþimle birlikte, elimde bir þiþe þarap ve kadehlerle buradayýz” diye konuþtu.
'BALIK TUTAN VATANDAÞA AYYAÞ MUAMELESÝ YANLIÞ’
Deniz Som içki içenlerin isimlerinin internet ortamýnda teþhir edilmesiyle ilgili þunlarý kaydetti: “Burasý benim büyüdüðüm yer. Gelip, ‘içki içmek yasaktýr’ tabelasýnýn altýnda eþimle birlikte yarým þiþe içki içmeye karar verdim. Türkiye Cumhuriyeti’nde içki içmek yasak deðil. Böyle bir kanun çýkartamadýlar. Çeþitli fýrsatlar yaratarak yönetmelik maddeleri ile böyle ortam yaratýyorlar. Ayyaþlara, çevreyi rahatsýz edenlere ben de karþýyým. Balýk tutarken bira içen insana hesap soruyorlar.”
‘MESELE ÝÇKÝ DEÐÝL, YASAKÇI ZÝHNÝYET’
Bedri Baykam da Türk halkýnýn aydýn ve demokrat kesiminin, içki içmeyi sevsin sevmesin bu yasaklara izin vermeyeceðini belirterek, “Bu gösteri, ortaçað zihniyetinin özgürlüklere ve yaþam tarzlarýna müdahale etme cüretine karþý Türk halkýnýn direncinin kanýtýdýr. Bu küstahlýk hakkýný kendinde bulup, yaþam tarzýmýza þeriatçý anlayýþý getirmek isteyenlerin sonu hüsran olacak” dedi.
Bu arada, adýnýn daha sonra Bilal Ç. olduðu öðrenilen bir kiþi, gazeteci Deniz Som’a yaklaþarak yumruk attý. Çevrede önlem alan polis, gruptakilerin darp ettiði bu kiþiyi gözaltýna aldý.
Kaynak: ntvmsnbc.
Bedri Baykam ile iþimiz olmaz. Deniz Som ve arkadaþlarýna selamlar
25.11.2006
ÖLÜMÜN KIYISINDA BİR AVUKAT
F Tipi cezaevlerindeki koþullarýn deðiþmesi için ölüm orucuna giden avukat Behiç Aþcý, kritik döneme girdi. Aydýnlar, "Adalet Bakaný'nýn bir sözüyle sorun çözülür" diyor.
F Tipi cezaevlerinde uygulanan hücre sistemini protesto eden Avukat Behiç Aþcý, ölüm orucunda 228. günü geride býraktý. Doktorlarýn kritik bir döneme girdiðini ve her an "ölebileceðini" söylediði Aþçý, F tipinde yaþanan sorunun, hükümlülerin de kabul ettiði "üç kapý üç anahtar" yaklaþýmýyla çözülebileceðini söylüyor.
Þiþli'de bir evde 228 günden beri sadece su içen Aþcý, dokuz kiþinin bir araya gelmesine izin verilmesi durumunda sorununun çözülebileceðini savunuyor. Bir avukat olarak Adalet Bakanlýðý'ný harekete geçmeye çaðýrýyor.
Avukat Behiç Aþcý ölüm orucuna baþlarken; ‘’Avukatlýk da çeþitli þekillerde yapýlabilir. Kimileri meslek olarak kabul eder, para kazanma amacýndadýr. Ben avukatlýktan önce devrimci kimliðimin daha önemli ve belirleyici olduðunu düþünüyorum.’’ Demiþti.
19.11.2006
MATIAS EMILIO DELGADO
Beþiktaþ Jimnastik Kulübü'nün muhteþem yönetiminin, Sivasspor maçý
sonrasýndaki dahiyane çözümü, gece gündüz Ümraniye Tesisleri'ne
kapanmaktý. Bu iþin adý da kampa alýnmak. Biz medyanýn yalancýsýyýz, Delgado
"Yatýla okula deðil profesyonel bir futbol takýmýna geldiðimi sanýyordum."
Demiþ ve evine gitmiþ. Nasýl olsa kimse bir þey anlamamýþtýr bu laflarýndan ve eyleminden. Anlaþýlmasý ve ders olmasý dileðiyle…
13.11.2006
RIDVAN AKAR
Yurtdýþýnda çalýþan emekçilerin birikimlerini, dini duygularýný sömürmekten hiç çekinmeden, partileriyle, örgütleriyle, camileriyle, tarikatlarýyla, medyalarýyla hortumlayan holdinglerin korkulu rüyasý oldu. Ýslami sermayenin þifresini çözmek için Avrupa’da gitmediði ülke kalmadý. Holdingzedelerle teker teker konuþtu programlarýnda yayýnladý, yazdý ve acý bir trajediyi gözler önüne serdi. Gündemde tuttu.
Çocuðuna Kartal ismini koyacak kadar koyu bir Beþiktaþ taraftarý. Basýn kartý olmasýna raðmen, maçlara parasýný ödeyerek aldýðý biletle gidip, kapalý tribünde yerini alacak kadar da iyi bir gazeteci.
04.11.2006
Tommie Smith, John Carlos ve Peter Norman
1968 Olimpiyatlarý. Ýki siyah Amerikalýnýn madalya kürsüsündeki yumruklu protestosu ve yine Amerikalý atlet Bob Beamon'ýn eski rekorunu 55 santim geçerek kýrdýðý inanýlmaz 8,90 metrelik uzun atlama rekoru. 200 metrede altýn ve bronz madalya kazanan Amerikalý iki siyah atletin, Tommie Smith ve John Carlos'un siyah deri eldivenli yumruklarý havada, baþlarý önde posteri yýllarca hayal dünyamýzý ve asýl oda duvarlarýmýzý süslemiþti. Þeref Kürsüsündeki 2. atlet Avustralyalý Peter Norman.
Bu atlet geçen hafta öldü. Konunun tekrar gündeme gelmesinin sebebi budur.
Mexico City'de 200 metre finali koþulmuþ. Amerikalý (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliði Avustralyalý (beyaz) Peter Norman kazanmýþ.
Madalya törenini beklerken, Carlos, Peter Norman'ýn yanýna giderek eylem planlarýný açýklamýþlar. O günler için müthiþ bir provokasyondu bu: Amerika'daki ýrk ayrýmcýlýðýný ve siyahlara reva görülen fakirliði ve ikinci sýnýf vatandaþlýðý protesto edecekler...
Ama nasýl? Fikir Norman'dan geliyor: bir çift siyah deri eldiven buluyorlar; sað tekini Tommie, sol tekini John eline geçiriyor; fakirliði sembolize etmek için çýplak ayakla kürsüye çýkýyorlar; baþlarý kederle öne eðik, sýkýlý yumruklarýný havaya kaldýrýyorlar. Önlerinde duran beyaz atlet Peter Norman'ýn göðsünde de dayanýþma belirtisi «Ýnsan Haklarý Ýçin Olimpiyat Projesi Hareketi» kokartý var.
Amerikan millî marþý dinlenirken plan uygulanýyor.
Amerikan Olimpiyat Komitesi iki siyahýn spor kariyerini o saniye bitirdi. Eylem amacýna ulaþmýþ, Amerika'daki zenci azýnlýðýn durumu dünya gündemine girmiþti. Smith ve Carlos spor hayatlarýný (ve buna baðlý olarak geleceklerini) feda etmiþler, ama dünya tarihine geçmiþlerdi. Dünyadaki yüz milyonlarca ezilmiþ insanýn ve bütün siyahlarýn ilahý haline gelmiþlerdi.
Ya Avustralyalý beyaz Peter Norman? Norman'ýn da hayatý kararmýþ. Tommie Smith diyor ki:
– Peter, bir beyazdý. O günlerde siyahlarýn haklarýný savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiði sahibi beyaz çok azdý. Peter, Avustralya'ya döndüðünde kimse yüzüne bakmadýðý gibi, herkes tarafýndan yargýlandý. Onun da atletizm kariyeri bitti, o da spor çevrelerinden dýþlandý. Tehditler, iþsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sýkýntýlý günler yaþadýk ki, üçümüzün de ilk evliliði bu yüzden sona erdi.
Avustralya Devleti Norman'ý ölene kadar affetmemiþ ama... Ýki amerikalý ve bir Avustralyalý 'lanetli' atletin o gün baþlayan «eylem kardeþliði» ve dostluklarý ömür boyu sürmüþ.
24.10.2006
Ernesto Guevara de la Serna
9 Ekim, 1967
Che Guevara ya da el Che, olarak bilinir. Guevara, Arjantin doðumlu doktor, Marksist, politikacý ve Küba ile Enternasyonalist gerillalarýn lideriydi. Týp eðitimi alýrken Latin Amerika’yý baþtan baþa dolaþtý ve bu sayede birçok insanýn karþý karþýya kaldýðý yoksulluðu doðrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eþitsizliði çözmenin tek yolunun devrim olduðuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye baþladý ve Baþkan Jacobo Arbenz Guzmán'ýn önderliðinde Guatemala’nýn sosyal devrimine katýldý.
Bir süre sonra 1959 yýlýnda Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askerî nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi olmuþtur. Yeni hükümette çeþitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaþý teorisi ve uygulamalarý üzerine makaleler ve kitaplar yazdýktan sonra diðer ülkelerdeki devrimci hareketlere katýlmak üzere 1965 yýlýnda Küba’dan ayrýldý. Ýlk olarak Kongo-Kinþasa’ya (sonralarý Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrasý yakalanacaðý Bolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakýnlarýndaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elinde iken öldü. Son saatlerinde yanýnda bulunanlar ve onu öldürenler, yargýsýz infaz sonucu öldürüldüðüne tanýklýk etmiþlerdir.
Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiþtir. Guevara’nýn Alberto Korda tarafýndan çekilen fotoðrafý "dünya üzerindeki en ünlü fotoðraf ve 20. yüzyýlýn sembolü" olarak nitelenmiþtir.
20.10.2006
SERDAR TAŞÇI
Türkiye liglerinde ve Türk Milli Takýmýnda Almanya'da yetiþmiþ bir çok adam var ve bunlar ama öyle ama böyle saha içinde ve dýþýnda farklýlar. Serdar Taþçý ‘’Toprak ekenin, su kullananýn. Beni kim yetiþtirdiyse, bana topçu olma imkânlarýný kim sunduysa, hangi yaþam kültüründen geliyorsam onun adamýyým.’’ dercesine Alman milli takýmýný seçti.
Serdar Taþçý medyaya yaptýðý açýklamada; ''Hangi ülkenin milli takýmýnda oynayacaðým konusunda karar vermek kolay olmadý. Uzun uzun düþündükten sonra Almanya Futbol Federasyonu (DFB) lehine karar verdim. Almanya'nýn genç takýmlarýnda oynadým. Almanya benim futbol vataným. Bu yolda devam etmek istiyorum'' dedi.
13.10.2006
HER ZAMAN İRLANDALI
Hayat bize mutlu olma þansý vermedi Sevgili. Biz kendimizden baþka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz, acýsýný acýmýz yaptýk çünkü... Dünyanýn öbür ucunda,
hiç tanýmadýðýmýz bir insanýn gözyaþý bile içimizi parçaladý. Yüreðimizin
yufkalýðý kimi zaman bizi zayýf yaptý. Aslýnda ne güzel þeydir insanýn
insana yanmasý Sevgili. Ne güzeldir bilmediðin birinin derdine üzülebilmek ve
çare aramak. Ben bütün hayatýmda, hep üzüldüm, hep yandým. Yaþamak ne
güzeldir be Sevgili! Sevinerek, severek, sevilerek ve düþünerek. Ve o
vazgeçilmez sancýlarýný duyarak hayatýn... Bir gün seninle oturabilecek
miyiz sevgili? Oðlumuz koþacak mý kýrlarda, görecek miyiz; bir kuzu için
aðlayacak mý?
Hasretle öperim...
Yýlmaz Güney'in Fatoþ Güney'e yazdýðý bir mektup...
Selimiye/10 Temmuz 1972
06.10.2006
ALTIN PORTAKALLI YÖNETMEN ZEKİ DEMİRKUBUZ
C Blok, Masumiyet, Yazgý, Ýtiraf, Bekleme Odasý ve en son da önümüzdeki ay gösterime girecek, En Ýyi Film dalýnda Antalya Altýn Portakal ödülünü kazanan Kader filminin yönetmeni.
Kendisiyle röportaja gelen muhabirin karþýsýna Beþiktaþ tiþörtüyle çýkacak kadar ve ‘’ BEÞÝKTAÞ BENÝM ÝÇÝN AÞK GÝBÝ BÝR ÞEY. Beþiktaþ benim için bir istisna. Her insanýn zayýf bir yaný vardýr hayatta. Beþiktaþ aþk gibi bir þey. Orada nedensiz, sadece sonuçlarý kabul etme gibi bir durum var. Tüylerimi diken diken eden olaylarý Ýnönü’de yaþýyorum. Ýnanç üzerine var olduðunu söyleyen topluluklarda bile Beþiktaþ seyircisindeki o ateþi, karþýlýksýz verme duygusunu göremiyorum. Son haftaki maçta gözlerim doldu. Bir taraftar düþün, Þeref Bey ve Baba Hakký’ya gönderme yapýp, "ÞEREFinizle oynayýn HAKKInýzla kazanýn" diye pankart açýyor. Beþiktaþlý olmak için iþte böyle haklý gerekçelerim de var.’’ Diyecek kadar Beþiktaþlý.
Onca popüler unsur varken, seyirciye yavþaklýk yapmak yerine röportajýnýn arasýna Beþiktaþ’ý sýkýþtýracak kadar, ödül törenine smokin yerine Beþiktaþ tiþörtü giyme giriþiminde bulunacak kadar Beþiktaþlý.
‘’Kiþiliðimin yok sayýlmasýndan ve kendime göre kurallarým var diye marjinal olarak algýlanmaktan hoþlanmýyorum. 3-4 milyon deðil, 20 milyon seyirci de isteyen biriyim. Ama ödün vermem. "Seyirciye yavþaklýk yapmam demek" neden beni marjinal hale getiriyor, biri bana anlatsýn.’’ Diyebilecek kadar da Ýrlandalý…
02.10.2006
FETHİ DÖRDÜNCÜ
Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi, Selanik’teki Atatürk Evi’nde bulunan þeref defterine yazdýðý ifadelerden dolayý Fethi Dördüncü’yü, Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’a hakaret ettiði gerekçesiyle 10 bin YTL manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
Erdoðan’ýn avukatý tarafýndan açýlan davanýn dilekçesinde, Dördüncü’nün, Atatürk Evi’ndeki þeref defterine yapýþtýrdýðý mektupta yer alan ifadelerle, Erdoðan’ýn "toplum önünde küçük düþürülmesine, þahsiyet haklarýnýn aðýr suretle ihlal edilmesine, toplumun kin ve nefret duygularýna maruz kalmasýna sebebiyet verdiði" kaydedilmiþti. Dilekçede, bu durumun, "Baþbakan Erdoðan’ýn manevi þahsiyetinde telafisi güç zararlar meydana getirdiði" ifade edilerek, "Erdoðan’ýn duyduðu acý, elem ve ýstýrabý bir nebze olsun hafifletmek için" 20 bin YTL manevi tazminat talep edilmiþti.
30.09.2006
Prof. Dr. MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ
93 Yaþýndaki Ünlü Türk kadýn Sümerolog.
1935 yýlý baþýnda Ankara'da Dil ve Tarih-Coðrafya Fakültesi Sumeroloji bölümüne girdi. Üniversiteyi 1940 yýlýnda bitirdi ve Ýstanbul Arkeoloji Müzesine tayin oldu. Burada çalýþtýðý dönem içerisinde çalýþma arkadaþlarý ile birlikte batýlý bilginlerin bugün "Bir abide yarattýnýz" dedikleri çiviyazýlý belgeler arþivini oluþturdu. Ayrýca bilimsel çalýþmalarda bulundu.
93 yaþýndaki Sümerolog Muazzez Ýlmiye Çýð’a geçen yýl yazdýðý ‘Vatandaþlýk Tepkilerim’ adlý kitabýnda yer alan ifadeler nedeniyle dava açýldý. Çýð, kitabýnda baþörtüsünün Sümerler’de ‘genel kadýnlar’ tarafýndan kullanýldýðýný yazmýþtý.
Ýzmir Barosu’na kayýtlý avukat Yusuf Akýn, Çýð ve yayýncýsý Ýsmet Öðütücü hakkýnda þikayette bulundu. Beyoðlu Cumhuriyet Baþsavcýlýðý, Çýð ve yayýncýsýna “halký kin ve düþmanlýða tahrik etme ve aþaðýlama” suçundan dolayý dava açtý. Çýð ve Öðütücü’nün 9 aydan 1 yýla kadar hapsi isteniyor.
Mezopotemya’da türbanýn nasýl ortaya çýktýðý hakkýnda bir kitap yazdý ve þimdi yargýlanýyor
Yurdum medyasý ve iktidarý 301 derdindeyken, Muazzez Ýlmiye Çýð 216 ve 218 ile yargýlanýyor. AB’nin ilgilendiði Elif Þafak davasý bütün televizyonlarda birinci haber olurken, Muazzez Ýlmiye Çýð’ýn düþünce özgürlüðü þafak vaktine kaldý.
25.09.2006
TERRY FOX
Kanadalý bir sporcu olan Terry Fox, 18 yaþýnda kemik kanseri hastalýðýna yakalanýr.
Kanser araþtýrmalarýna destek saðlamak için koþmayý planlar. Ameliyatýndan iki yýl sonra “Umut Maratonu” adýný verdiði koþu için hazýrlanmaya baþlar ve 12 Nisan 1980’de koþuya baþlar. 143 gün boyunca her gün 42 km koþar. Ancak hastalýðýn akciðerlere yayýlmasý ile koþusu son bulur. Umut Maratonu tüm dünyaya yayýlýr ve bu sayede Kanser araþtýrmalarý için 400 milyon USD kaynak saðlanýr. Terry Fox koþusu 17 Eylül 2006’da Ýtü Ayazaða Kampüsü’nde.
15.09.2006
PANKARTÇI GENÇLER
Vatan Caddesi'ndeki Zafer Bayramý kutlamalarýnda, ‘'Ýsrail askeri olmayacaðýz'’ pankartý açtýklarý için linç giriþimine maruz kalan üniversiteliler, çýkarýldýklarý mahkeme tarafýndan serbest býrakýldý.
Gençler gazetecilerin "Siz vatan haini misiniz?" sorusuna "Eðer Ýsrail'in Lübnan ve Filistin'deki saldýrýlarýna ve ABD emperyalizmine karþý çýkmak vatan hainliðiyse; evet vatan hainiyiz.’’ diye yanýt verdiler.
Yazmak gerek üç sütun üstüne kapkara haykýran puntolarla :
Birileri vatan hainliðine devam ediyor hâlâ.
06.09.2006
JASON CHELSEA
Irak'a gönderilecek Ýngiliz asker Jason Chelsea, çocuklara ateþ etme emri alabileceðini duyunca, bunu yapamayacaðýný söyleyerek intihar etti.
26.08.2006
NAHİT SAÇLIOĞLU
Deniz Gezmiþ ve arkadaþlarýnýn idam kararlarýna muhalefet þerhi koyan emekli Askeri Yargýtay Baþsavcýsý ve Emekli Anayasa Mahkemesi Üyesi. Deniz Gezmiþ ve arkadaþlarýnýn asýlmasý kararýna karþý yazdýðý ve Uður Mumcu tarafýndan "Hukuk Þiiri" olarak tanýmlanan karþý oy yazýsý nedeniyle Cumhuriyet tarihinde generalliðe yükseltilmemiþ ilk Askeri Yargýtay Baþsavcýsý oldu.
O dönemi, yaþanýlanlarý düþünürsek söylenecek tek söz "helal olsun" deyip ellerinden, alnýndan, yüreðinden öpmektir Sn. Saçlýoðlu'nun. Vatan sizlere minnettardýr. Kýymetiniz bilinse keþke! Mekânýnýz cennet, ruhunuz þad olsun...
22.08.2006
KEMAL NEBİOĞLU
Türkiye’de sendikacýlýk hareketinin önderlerinden biriydi. Birçoðumuz henüz doðmamýþken, 1961 yýlýnda Türkiye Ýþçi Partisi’nin kuruluþunda yer aldý. 1967 yýlýnda Devrimci Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu’nu (DÝSK) kuran 5 sendikacýdan biri oldu. 12 Eylül’de tutuklandý, 4 yýl tutuklu kaldý ve idamla yargýlandýðý davadan beraat etti. O da diðer güzel insanlar gibi beyaz atýna bindi ve gitti…
10.08.2006
BABA VE OĞUL
Al kanlara boyanmaya çalýþýlýrken yurdum stadyumlarýndaki delikanlýlarýn sanal mecralarý, yaban eller stadyumunda yarýna bir umut: Baba ve oðul.
Fotoðraf: Cumhur Þimþek
07.08.2006
ILAN PAPPE
Ýsrail’in en nefret edilen Yahudi’si.
Ýsrail devletini demokratik olmamakla suçlayan, iþgale ve savaþa karþý çýkýp uygulanan yöntemleri kýyasýya eleþtiren ve bu yüzden her türlü musibetle karþýlaþan bir akademisyen.
05.08.2006
PANKARTÇI KIZ
Kimdir? Nedir tanýmayýz. Kim olduðu da önemli deðil. Kim olduðu deðil, Taþýdýðý pankarttaki yazý önemli. Ne mi diyor? Ýngilizce bilmeyenler, bilenlere sorsunlar.
29.07.2006
FRANCESCO BORELLI
Hiç kimsenin yapamadýðýný yapýp, hem kendisinin, hem de ülkesinin sporunun onurunu kurtardýðý ve bizim ülkemiz de dahil olmak üzere, 3'erli kümeler halinde dünyanýn dört bir tarafýnda dolaþan maymunlara verdiði ders ayakta alkýþlanacak cinstendi...
22.07.2006
SYD BARRET
Sen dünya tarihini deðiþtiren grubu kur.
Sen her mýsrasý ezberlenen þarkýlarý yaz.
Sen patagonyadaki adamýn bile beyninde devrim yap.
Sen delikanlý gibi terk et.
Sen ismin ile geçen atasözü yarat.
-Pink Floyd'ta SYD gibi oldun-
Ve senin ismin öldükten sonra gazetelerde bilgi diye Google'da aransýn.
Oh be ne güzel Ýrlandalýlýk.
Tanrý hepimize SYD gibi bir þan baðýþlasýn.
Þimdi SYD dirip gidin...
15.07.2006
3 HÜREL
Üç Hürel, 1970’li yýllarýn Türk Rock sahnesinde þarkýcýnýn adýnýn plak kapaklarýna gruptan daha büyük harflerle yazýlmadýðý, sanatýný "Grup Müziði" olarak icra eden nadir bir rock topluluðudur. Dileriz ki 70’li yýllarýn Anadolu Rock meselesi incelenirken tarzýnýn özgünlüðüyle konunun kazandýðý boyutu zenginleþtirmiþ olan bu grup hakkýnda hazýrlamýþ olduðumuz bu Hürel, Türk Rock geçmiþi ile ilgili kaynak sýkýntýsý çeken kimseler için yararlý olsun.
15.04.2006
Metin Lokumcu
Yolunuz açýk olsun Hocam...
Geçmis Haftanin Irlandalilari
Aranacak Kelime
Bize yazilarinizi göndermek için
buraya tiklayiniz.