|
Yeni Mesaj Yaz - Tüm Yazılar - Bilgilerim
|
 |
| Yazan: |
Tuğrul Türkkan |
| Yazilma Tarihi: |
22.04.2010 15:56:49 |
| Konu: |
Atletico Madrid'leşmek |
| Yazi: |
|
Okay Karacan durumumuzu özetleyen çok güzel bir yazı yazmış. Zaten aklı başında her Beşiktaş taraftarı, son yıllardaki çakma Fener özentisi yönetim şeklinin başarıyı getirmediğini farketmekte. Adım adım Atletico Madrid'leşiyoruz...
Okay Karacan'ın yazısı:
Göcek koyunda karaya oturmak Bir önceki sezon iki kupa birden aldıysanız ve ertesi sene ikisi birden uçtuysa, geriye gittiniz demektir. Bunun futbol literatüründeki izahı, başarısızlıktır. Gordon Milne döneminde üst üste alınan şampiyonluklardan bu yana Beşiktaş hiçbir sezonu iki yıl üst üste şampiyonlukla kapatamadı.
1903 doğumlu kulübün yakın tarihteki Daum, Lucescu ve Denizli dönemi şampiyonluklarının bir karakteristik özelliği yoktur. Milne yılları Beşiktaş tarihine geri dönülüp referans verilen altın bir dönem olarak girmiştir ve o dönemin saha içi kahramanları bugün teknik adamlık ve televizyon yorumculuğu dünyasının önde gelen isimleridir.
Şüphesiz, Lucescu dönemini medya'da yer bulunan, mali sistemin güçlendiği iyi yabancıların alındığı "özel bir dönem" olarak nitelendirip hakkını vererek ayrı bir yere koymak gerek.
Milne dönemi; Süleyman Seba, Serpil Hamdi Tüzün, Metin, Ali, Feyyaz isimlerini içinde barındırır. Bir projedir. Bir organize yürüyüş, ezeli rakiplere karşı başka bir yol deneme kararlılığıdır.
Pazar günü Hüseyin Göcek merkezli tartışmaların gölgesinde şampiyonluk yarışına havlu atıldı. Son bir aylık dönemde yarıştan koptuğu düşünülen Fenerbahçe'de, Aziz Yıldırım'ın soyunma odası ziyareti, toplu basın toplantısı, Gezer'in Trabzon maçında, Göcek'in Kadıköy'de elle oynamaları görmemesi kimilerinin aklına türlü senaryolar getirdi. Bu yazı böyle senaryoların gerçekliğini destekleme yazısı değildir, önce bunu belirtelim.
Beşiktaş, genetik karakteri itibarıyla G.Saray ve F.Bahçe modeliyle var olamaz Türk futbolunda. İkisinin kulvarlarında koşmak zayıf gösterir Beşiktaş'ı. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Büyük yıldızlarla imza atıp, sansasyonel kadrolar kurma yarışında geri kalmıştır Beşiktaş, büyük kazanımları; armasına oynayan Baba Hakkı modeli, Hamdi Serpil Tüzün orijinli altyapı sistemleriyle elde etmiştir.
Hakemlik müessesesinin üzerine kurulan sezon sonu senaryoları, yönetici manipülasyonları liginde sonuncudur Beşiktaş ve iş saha dışından puan toplamaya geldiğinde tribün iyi bilir sonundaki hüsranı..
Bu iki sezon gösterdi ki, Beşiktaş'ın rekabete gireceği model Barcelona modelidir. Aslında kendisinin 1980'lerin sonunda yakaladığı şeydir.
Ne hakem hatalarının, ne manipülasyon sihirbazlarının üstesinden gelemediği esaslı formülden bahsediyoruz..
Bu formül uygulamaya koyulduğunda Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki galibiyet sayılarını bir düşünün, bir de formülden vazgeçildiği günden bu yana ne olduğunu..
Beşiktaş önce eşitledi, sonra geçmedi mi rakibini?.
Sonra Alex'li yıllar ve Fener-bahçe'nin geri dönüşü..
Üstelik Beşiktaş, tarihinin en büyük yıldızı Sergen Yalçın'ı bile sayısal üstünlüğü şampiyonluk sayısında bile yakalayabilecekken kullanamamıştır.
Federasyonu istifaya davet ederek, hakemlerin etki altına alındığını iddia ederek yol alamaz Beşiktaş, alamamıştır da..
Rakiplerinin kulvarında neden yarışamaz Beşiktaş?
Çok değil, geçen sene Fenerbahçe tribünleri mızmızlanırken Alex'i ayakta alkışladığı gün kazanmamış mıdır bu son derbiyi Aziz Yıldırım?..
Hani şu, Arda olayında G.Saray'ın aklına gelmeyeni yaparak.
Özetle bu yarışta sizin burcunuzun doğru davranışı, hakemlerin baskılanması, federasyonun yuhalanması değil, kaynaklarınızın doğru kullanılmasıdır.
Geçenlerde Barcelona-Real Madrid rekabetini anlatan en dokunaklı yazıyı Mert Aydın yazdı. Cruyff'un Barcelona takımının kapısından adım attığı günden bu yana iki takımın şampiyonluk sayıları, önceki dönemde Real lehine büyük fark varken, eşitlenmişti.
"Cruyff, teknik direktör olarak kulübün kapısından girdiğinde Real Madrid'in şampiyonluk sayısında 22-10, Avrupa'nın 1 numaralı kupasında 6-0'lık üstünlüğü vardı. 23 yıllık karnede ise şampiyonluk 9-9, Avrupa şampiyonluğu 3-3 durumunda. Bunun yanında geçmişte büyük ölçüde Real Madrid'in tarafında olan dünya çapında popülarite giderek Barcelona tarafına kayıyor."
Muhtemelen önümüzdeki 10 yılda ibre tamamıyla Barcelona lehine dönecektir.
Doğruysa yeni sezon için ünlü Quaresma'nın kiralanması düşünülüyormuş!
Yani bir sene geçecek, bu sefer Bobo top alacak, pozisyon bulacaksınız ve gelsin kupa öyle mi?
Reçeteyi, Quaresma'yı 1 yıllığına kiralamakta aramayın, Batuhan'ı kazanmaya bakın.. Batuhan'ı kazanma becerisi gelecek 10 yılda "Göcek" koyunda karaya oturmanızı engeller, Quaresma transferi değil..!
Batuhan kazanılması güç bir karakterse bile, onu kazanmaya çalışma pratiği gelecekteki Batuhan'ı kurtarmanıza yardım eder.
Quaresma'yı bu kulübü yöneten herkes kiralar yoksa, iş değil ki!
|
|
Diger Konular |
|
|
|
| |
| |
|
|
 |
 |
DEJAVU...
Televizyonlar tahtalarda gösterilen kurtarma planları üzerinden tavan yaptılar. Sendikalar yoktu. Maden mühendisleri odası herşeyi biliyordu ama sustu. Muhalefet yatak odası derdinde. Birbirlerini suçladılar. Dünyanın en iyi kurtama ekipleri bizdeymiş. Neden? Clinton gelip bir faciazede bebeği kucağına alsın diye mi? İktidar 10 bin lira verdi ve havaya ateş ederek susturdu halkımızı. Cumhurbaşkanımız devlet denetleme kuruluna talimat verdi. ''Araştırın bu maden sektörünü'' Diye.
Biz bu filmi daha önce gördük mü? |
| Geçmiş Haftanın İrlandaliları |
|
|
|
| |
|