Zarf değil mazruftur İrlandalı için önemli olan... Şiiri, mısrasını bilir şairini hatırlamaz. Filmi bilir, yönetmenini, senaristini, oyuncularını hatırlamaz. Tablo gözünün önündedir, ressamını hatırlamaz. Balık hafızalı olduğundan değildir hatırlamaması; emek, emek veren kadar ürünün de baştacı edilmesi gerektiğine inandığından, ürünün de başlı başına bir kimliği ve kişiliği olduğunu bildiğindendir. Ürün olarak ardlarında açlık, elem, gözyaşı, kan, yoksulluk, yolsuzluk, rüşvet, yalan, dalavere, eyyamcılık, işkence bırakanların da sözde ürünlerini hatırlamaz,hatırlamak istemez ama icraatçılarını ve bunların yaratıcılarını asla unutmaz! İrlandalı'nın da kendince öylesi bir algılama, yaşama, yaşatma kültürü vardır. Tüm olup bitenler bir tarafa futbolu da bir kültür olarak tanımlar; aykırı, ayrıksı bir sokak kültürü olarak ama bir alt kültür olarak değil. Futbolu bir kültür olarak tanımlarken ne yazık ki popüler bir kültür olduğunun da farkındadır. Bu durum İrlandalıyı üzer.

"As'lolan hayattır" ve yaşar bu hayatı İrlandalı; futbolda hayat bulur, hayatın tüm renklerini barındıran futbolun "ateisti olmayan tek din" olduğunu bilir.

Futbol tabii ki sadece sahada oynanan bir oyun değildir İrlandalı için. Sahadaki oyunu da, tribünleri de, yedek kulübesini de, stadyumun etrafını da, antrenman sahasını da, kulübü de, kongreyi de, kulübün çalışanını da, yöneticilerini de, futbol programını da, sermaye piyasalarını da, rakiplerini de izler İrlandalı. Gözlük taktığı olsa da asla ve kat'a tek nokta perspektif değildir izlenceleri. İzlemekle kalmaz; kaydeder, söyler, konuşur, yazar, belgeler, İrlandalıdır.

Çocukluk günlerimizin siyah beyaz kovboy filmlerinde vahşi batıya at süren, bira içip kavga çıkaran, sarı saçlı ablalar ve kızıl sakallı abiler olarak zihnimize girmiştir bu İrlandalılar. Okuma yazma öğrendikten sonra “Dublinliler” kitabını önümüze atıp, James Joyce’u bulup ve Ulysess'i  başımıza bela eden de bu İrlandalılardır.
Türklerin genelinin bilinç duvarlarını yıkıp geçerek, İrlandalılar söylemi ile memleketi tanıştıran Mustafa Denizli’ye fırsat bu fırsat bir teşekkür borçludur İrlandalı. Hatırlarsınız, milli takımın bir baraj maçında rakip İrlanda olunca ve işler herkesin istediği biçimde gitmeyince aranan dâhili – esmer, bıyıklı- suçlular bulunmuştur; İrlandalılar. Ama emin olunuz burada yok denilecek kadardır o İrlandalılar!
Mustafa Denizli'nin bu söylemi tutmuş, ülke geneline oturmuştur. İrlandalı artık markadır; Sana , Selpak gibidir. İrlandalı dendiğinde kimse Britanya’nın bir adasında yaşayan insanları gözünün önüne getirmemektedir. İrlandalılar kimdir? Bellidir.
İrlandalılar içimizdedir, bizzat aynanın sır(r)ıdır.
İrlandalılar gayri resmi tarihtir, resmi tarih ceket askısıdır.
İrlandalı işimizin imamı değil, bodoslama maça papazıdır.
İrlandalı dilaltı hapı değil, dilin altındaki ıslak bakladır.
İrlandalı mutlu son değil; başroldeki Sadri Alışık, Münir Özkul,Neriman Köksal, Behçet Nacar, Necdet Tosun, Belkıs Özener,Vahi Öz, Nuri Alço’dur.
İrlandalılar değirmenin suyu değil, dibek taşıdır.
İrlandalılar koro ağlamalar değil, solo düellolardır.
İrlandalı altı patlar değil, filintanın en hızlı mermisidir.
İrlandalı papağan değil, henüz peynirini kaptırmamış kargadır. Kafes sevmez, yarın nerede, nasıl serpilip büyüyeceği de bilinmez. 
İrlandalılar tevekkül değil, en el hak’tır.
İrlandalılar renkli Türkçe değil, zifiri beyazdır.
Musalla taşından başka gideceği ne bir son durak, ne de son limanı vardır İrlandalının. Yolculuktur İrlandalı için önemli olan, keyfe keder yolculuk. Bazılarına sığınak, barınaktır bu yolculuk boyunca İrlandalı.
İşte tüm bunlar nedeniyle "rastlantı ve zorunluluk" gereği Beşiktaş taraftarıdır… Beşiktaşlıdır İrlandalı! Anlamakta, algılamakta güçlük çekecek çok adam vardır etrafında ama yine de her fırsatta söyler İrlandalı, Beşiktaş'ın herşeyi olmadığını!
Bir gün, Britanya dolaylarından bir takıma karşı oynanacak bir maç öncesi meyhaneye gidiyorduk.
Köy içinde iki hippi ellerinde mandolinler, İrlanda halk türküleri çalıyordu.
Dedik ki;  “İçimizdeki İrlandalılar” aha da bunlarmış.
Biz vazifemizi yaptık, onları bulduk zaten kendimizdeydik! Etrafta olup bitenlere bir kez daha bakınca dedik ki "İÇİMİZDEKİ BEŞİKTAŞLILAR, İRLANDALILAR"
İşte bu sayfa onların; İrlandalıların, içimizdeki Beşiktaşlıların sayfası...
Kalıp yok burada, sıvılar bulundukları kabın şeklini alırlar!
 Baskı yok burada, gazlar sıkıştırılabilir akışkanlardır!
Oynaklık yok burada, omurgasız canlılar evrim sürecinin başlangıcıdır!
Fitne yok burada, haftasonu dergisi 4 YTL değil, yalnız 1 YTL!
O yok,
Bu yok!
Düşünen,
Üreten,
Hayatta herşeyi, herşeyini bir takıma sığdıramayan
Diyecek bir şeyleri olanlar var!
İRLANDALILAR